FEMİNİZMİ SORGULAMAK
08 Sibat 2013 În
Bilinç yükseltme, kadınlar ve erkekler arasında toplumsal ilişkilerin anlam dokusuna dikkat çeken, bu ilişkilerin verili olduklarını sorgulayan, dönüştürücü ve eleştirel bir tavırla kadın ve erkek kavramlarının anlamını yeniden tanımlayan, yüz yüze gelinerek uygulanan bir toplumsal deneyimdir

Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi
Kadın örgütleri kuruluyor, var olanlar daha geniş kadın kitlelerine ulaşıyor. Kadınlar tartışıyor, örgütleniyor, hak ve özgürlükleri için savaş veriyorlar. Ancak kadınlar tarafında ters giden ya da doğru olmayan bir şeyler yaşanıyor. Kadınların pak ve özgürlükleri için savaşım veren (verdiğini iddia eden) kadın örgütlerinin yöneticileri, aktif üyeleri Ben feminist değilim!, Ben feminizme karşıyım! diyorlar. Feminist olmadan, feminizme karşı durarak kadın özgürlüğü için nasıl savaşım verilir?! Kadın örgütleri, feministler bunu neden sorgulamazlar? Sorguluyorlar da duyulmuyormu veya görülmüyormu? Bu kadınlar, bu örgütler ne yaparlar? Neden varlar? kadınları eril iktidarın sınırları içinde tutmak için mi? Catharine A. Mackinnon, Kadınların bakış açısıyla devlet nedir? sorusunu soruyor kitabında: Ne liberalizm ne de Marksizm, kadınlar ile devlet arasında özel bir ilişki kurmuştur. Feminizm, toplumsal cinsiyet ayrımı konusunda devletin bazı tavırlarını sergilemiş, fakat devletin toplumsal cinsiyet hiyerarşisi içindeki rolünü incelememiştir. Toplumsal cinsiyet bağlamında devletin güvenilirliği, güç kaynakları, gerçek yaptırım gücü nedir? Bir dereceye kadar erkeklerin çıkarlarından bağımsız mıdır, yoksa bu çıkarların başlı başına bir ifadesi mi? Devlet, kadınların ezilmişliği üzerine mi kurulmuştur? Öyleyse, eril iktidar nasıl devlet iktidarı haline gelir? Devlet, güçsüzlükleri üzerine iktidar kurduğu bir grubun çıkarlarına hizmet edebilir mi? Sosyalizmde olduğu gibi, devlet ve toplum arasında farklı bir ilişki olması bir şeyi değiştirir mi? Eğer değiştiremiyorsa erkeklik devlet biçiminin doğasında mı bulunmaktadır, yoksa başka türlü bir devlet biçimi, başka bir yönetim modeli tasavvur edilebilir mi? Bu soruların cevapları verilmediği sürece, feminizm her seferinde, devlete kadınların çıkarları için kullanmak üzere daha fazla güç vermek ile toplumdaki denetimsiz gücü erkeklere terk etmek tercihleri arasında sıkışıp kalmıştır. Kadınların genelde cinselliğe razı olduğu varsayımının değişmemesi gibi, kadınların bu yönetime de boyun eğeceği varsayılmaktadır. Feminizmin sorusu şudur: Kadınların bakış açısıyla devlet nedir? Feminist anlamda devlet erildir. Yasalar kadınları erkeklerin gördüğü şekilde görür ve öyle davranır.
Feminizm, çıkarlarını koruduğu kitle tarafından yaratılan ilk kuramdır. Yöntemi yakalamaya çalıştığı gerçeği kuram olarak özetlemektir. (...) Feminist yöntem, bilinç yükseltmedir.
Catharine A. Mackinnon, Feminizm kadının sessizliğinin sesi, erotikleşmiş ama cinsellikten uzaklaşmış kimliğinin cinselliği, eksikliğinin doluluğu, önemsizliğinin ve dışlanmışlığının önemi, mahremiyetin herkese açık doğası ve kadının yokluğunun varlığı olmayı üstlenmektedir. diyor. Bizde ise kadın örgütlerinin temsilcileri Feminizme karşıyım diyorlar... İnsanların kötü hisler yaşama aşamasında toplu olarak sömürüldükleri kavrama bilincine gelmeleri ve grup kimliklerinin başka bir grubun işine yarayan sistematik bir gerçeklik olduğunu görmeleri, örgütlenmenin ilk aşamasıdır diyor Mackinnon. Örgütlü olduklarını söyleyen kadınlar da Ben feminist değilim diyorlar... Örgütlü kadınlarda kadın bilinci mi yok? Bu bilinç nasıl oluşmalı? Mackinnon, feminizmin bilinç yükseltme olduğunu söylüyor, bizde yöntem mi eksik?..
Bilinç yükseltme, kadınlar ve erkekler arasında toplumsal ilişkilerin anlam dokusuna dikkat çeken, bu ilişkilerin verili olduklarını sorgulayan, dönüştürücü ve eleştirel bir tavırla kadın ve erkek kavramlarının anlamını yeniden tanımlayan, yüz yüze gelinerek uygulanan bir toplumsal deneyimdir. Bu yöntemin en belirgin niteliği, kadının durumunu yaşandığı sırada yakalama amacıdır. Kişisel olanın politik olduğu analizi, bilinç yükseltme sonucu ortaya çıkmıştır.
Bilinç yükseltme eril iktidarın çift yönlülüğüyle yüzleşmek demektir. Bu iktidar bir taraftan mutlaktır, diğer taraftan yanılgı. Bilinç yükseltme çalışmalarında kadınlar kendilerine neler öğretilmiş olduğunu öğrenirler. Erkekler her şey, kendileri ise erkeklerin yadsımasıdır, ama buna rağmen cinsler eşittir.. Bizim kadınlarımız eril iktidarın çift yönlülüğüyle yüzleşemedikleri için mi feminist olamıyorlar?..
Feminizm kadın bilincinin, kadının kendi yaşamıyla ilişkisini iki hususun ilişkisinde saptar: Bireyin ezilmesiyle oluşan görüntüsü ve buna karşı verdiği savaş. S. 125
Ezilmeye karşı özgürlük savaşımı içinde olduğunu söyleyen kadın örgütleri temsilcilerinin feminist olmamalarını anlamak oldukça zor, bunu sessizce kabullenen feministleri de
Bütün müzakere demokrasisi tartışması kapsamında feminizme ne olacağı, feministlerin ne yapacağı da küreselleşme stratejileri paralelinde süren akademideki tartışmalar aracılığıyla az çok belirlendi. Feminizm, kadın hareketinin farklı kimlikleri gözetmeyerek kadınlar arasındaki hiyerarşiyi körüklediği yolunda bir özeleştiriye yöneldi ve bunu, yeni felsefesinin kurucu öğesi haline getirdi. Bu haliyle de kadınların çoğul kimliklerinin gözetildiği demokrasi kurgusunda sivil toplumculuğun kutsanıp yaygınlaştırılması görevini üstlendi. Artık evrensel bir kuram, öğreti veya pratik olarak feminizmden değil de feminizmlerden söz etmek gerektiğiyle söze başlayan ve biz kadınlar genelleştirici söyleminin farklı nitelikteki kadınları dışladığını, tikel ve özel olanın evrensel ve tümel olana feda edildiğini öne süren pek çok feminist, evrensel olmayan bir feminist politikanın yönelimi ne olacak sorusunun yanıtını da bu sivil toplumcu demokraside buldu. Bu geçiş aslında çok zor olmadı. Geçmişte kadınların nesnel konumlarından kaynaklanan uzlaşamayacak çelişkileri göz ardı ederek tüm kadınları ortak bir kadın kimliğinde tanımlamaya çalışırken de feminizm, nesnel konumları reddetmesi bakımından söyleme yatkındı. Aynı şeyi burjuva demokrasisi için de söylemek mümkün; temsil sürecinde nesnel konumların değil resmi ideolojinin iyi ifade biçimlerinin etkililiğini belirleyici kılan liberal demokrasi de sınıfsal karşıtlıkların üstünü temsil ve bireysel oyla örtmüş; eşitliği söylemsel olarak kurmuştu. Denebilir ki, hem burjuva temsil, hem de feminist temsil her zaman söylemsel bir içerik kazandı, nesnel ilişkilerin üstünü örttü. Dolayısıyla benzerlikler gibi farklılıkların, burjuva evrensellik gibi tikelin, farklı tarihsel koşullarda öne çıkarılışındaki tek ve ortak amaç toplumun emek ve sermaye eksenindeki derin bölünmüşlüğünün gizlenmesi, sınıf mücadelesinin ertelenmesi için belirli koşullarda uygun yöntemler geliştirme kaygısıydı.
Şimdi de yeniden yapılanmış feminizm, bütün diğer toplumsal kesimlere de önerildiği gibi söylemsel bir demokrasi öneriyor. Bu demokrasinin feminizmi, ulusal, ırksal, sınıfsal, etnik farklılıklara bölünmüş kadın kitlesini, bu yapısal ayrımların çatışma yaratıcı etkisini giderecek durumsal ve ikincil özellikleri de ekleyerek (çocuklu kadınların çocuksuzlardan farklılığı, bekar annelerin çekirdek aile içindeki kadınlardan farklılığı, göçmen işçi kadınların metropol yerlisi işçi kadınlardan farklılığı, lezbiyenlerin heteroseksüellerden farklılığı vs.) kapsama iddiasında. Art arda sıralanan farklılıklardan oluşan manzara ise, temel çelişkiyi, hiyerarşi olmasın itirazıyla birlikte gizliyor; sınıf politikaları tanımlanamaz kimlikler hakkında yapılan spekülasyonlara feda edilirken çok kimlikli, çok kültürlü kadın özneler parçalandıkça parçalanıyor.
Yeni demokrasi kurgusu kapsamında, kadınlar artık, kendileriyle ilgili taleplerini refah toplumunda olduğu gibi devletten beklememeli; çünkü devlet düzenleyici bir ilke olmaktan çıktığına göre sivil toplum ile iktidar arasında kurulmuş gevşek ilişki gereği, kendi kendini yönetim sürecine katılmak yoluyla sürecin nimetlerinden yararlanabilirler ve kadın talepleri sivil topluma havale edilebilir
Yerelleştirilmiş müzakere süreçlerine kadınların örgütsüz ve güçsüz katılmasını öngören farklılıklar politikası, karar alma süreçlerindeki ekonomik ve sosyal gücün belirleyici olduğu gerçeğinden hiç söz etmeyerek politikanın laftan ibaret olduğu eski burjuva yanılsamasını bir başka düzlemde yeniden üretirken demokrasiyi de lafazanlıkların serbest piyasasında kurmaya yöneliyor. Kadın örgütlenmesi de şekilsiz kimlik rekabetlerinin cıngılında eritiliyor.
Farklılık politikaları söyleminin gizli içeriğinin, kadınlar arasındaki öze ilişkin olmayan ayrımların abartılması ve öne çıkarılması yoluyla asıl uzlaşmaz çelişkinin gözden kaybedilerek başka türden sanal düşmanlıkların körüklenmesinden oluştuğunu görmek zor değil. Çünkü nesnel ilişkilerle belirlenmeyen, çıkar ortaklıklarına dayanmayan bir beraberliğin barışın ve mutabakatın garantisi olduğu söylemle kanıtlanamaz.
Cinsiyete dayalı yapısal ayrımcılığın ortadan kaldırılması ise, toplumsal dokuyu dikkate alan kadın, aile ve genel anlamda sosyal politikalarla mümkündür. Feminist kadın politikalarıyla, sadece kadınlara dönük politika ürettiği sürece, özellikle erkeklerin geniş desteğini alamadığı için, sosyal politikaların hayata geçirilmesinde önemli bir rol oynayan toplumsal mutabakat da sağlanamamaktadır. Erkeklerin, kadın sorunlarına daha duyarlı olabilmeleri de, kadın politikalarının içeriğinin genişletilmesi, bir başka ifadeyle kadın politikalarından kadın ve erkekleri de içine alan cinsiyetler politikasına geçiş ile mümkündür. .
Sonuç olarak sadece cinsler arası eşitlik için mücadele etmek yetmiyor. Çünkü emperyalizme ırkçı küstahlığa karşı barış ve sosyal adalet için mücadele etme cinsler arası eşitlik mücadelesinde yatmıyor. Dünyanın içinde illüzyonlar barındırmayan sağlam ve yeni bir feminizme ihtiyacı var. Kadınların içinde bulunduğu orduya hiyerarşik ile işbirliğine hayır demeyi öğretecek bir feminizme ihtiyacı var. Yani yüzyıllardır ataerkil ideolojinin yarattığı yapılanmaları ortadan kaldıran bir feminizme gereksinimi var. Sadece eşitliği amaç olarak düşünmek dardır. Eğer erkek hayvanlar gibi davranıyorsa erkekle eşit olmak yeterli değil. Baskı zulümde eşitlik değil bunları kaldıran olmalı.
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
