BİLMEK KENDİ FARKINA VARMAKTIR
23 Sibat 2013 Şemî
Yaşama farkında olarak katılım bilincin gelişimini etkilerken, bilgilerin sistem kazanmasını da sağlar.

Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi
Bilgiye ulaşmanın birçok yol ve yöntemi vardır. Fakat bilgiye ulaşmak için temel ihtiyaç duyulan şey düşüncedir. Düşünce olmadan bilgiye ulaşılamaz. Bu nedenle düşünceyi ele alarak tanımlamak hem bilginin ne olduğunu anlamamızı kolaylaştırır, hem de anlamla olan bağı nedeniyle hakikat algımızı güçlendirir. Düşünce soyut bir olgu olarak ele alındığında tanımlanmasında da zorluklar doğurur. Bu noktada düşünceyi ele aldığımızda cevaplanmayı bekleyen birçok soru karşımıza çıkıyor.
Düşünce nedir? Düşünce sadece insana ait bir şey midir? Hayvanlar, bitkiler ve evrendeki diğer tüm varlıkların bir düşünceleri yok mudur? Düşünme ve bilmenin ilişkisi nedir? Şeklinde sorular çoğaltılabilir.
Yaşamı hissetmemizi, algılamamızı, öğrenerek anlamamızı sağlayan her şeyi düşünce olarak ele alabiliriz. Görme, duyma, koklama, tatma ve dokunma duyularımızın tümü esas itibarıyla düşüncedir. Sezgiselliği sağlayan duygularımız da aslında birer düşüncedir. Buda gösteriyor ki evrendeki tüm varlıkların ve oluşumların kendi düşünceleri vardır. Düşünce tüm varlıklarda aynı yoğunlukta olmayabilir. Yoğunluğu itibarıyla farklılıklar da gösterebilir. Bazılarında aktif bir şekilde görülürken, diğerlerinde ise ilk bakışta hiç görülmeyebilir. Yüzeysel bir ele alıştan sıyrılarak, derinliğine incelendiğinde, bir taşın, metalin veya cansız olduğu sanılan varlıkların bile bir canlılığa sahip olduğunu görüyoruz. Bilim kuantum aşamasında buna fazlasıyla kanıt sağlamaktadır. Düşünce de canlılıkla, enerjiyle, ruhla bağlantılıdır. Bu nedenle canlı olan her şeyin az veya çok, görünür veya görünmez bir düşüncesi vardır. Varlıklardaki düşüncenin yoğunluğunu, işlevselliğini ölçebilecek durumda değiliz. Aynı zamanda yaşamdaki rolünü de tüm yönleriyle anlamayabiliriz. Fakat bu bir taştaki düşüncenin öneminin veya anlamının olmadığını göstermez. Çünkü hakikat bütündür ve evrendeki her şeyin bu bütün içerisinde bir anlamı ve önemi vardır.
Sezgilerin ve duyguların da esas itibarıyla birer düşünce olduğunu belirttik. Her düşünce aynı zamanda bir bilgiye kaynaklık eder. Örneğin yaşamda karşılaştığımız bir şey bizde sevgi gibi olumlu duygular geliştiriyorsa bu şeye yakınlaşırız. Bize iyi geldiğini biliriz. Ama bir şeyden kaygı veya korku sezinlediğimiz zaman ondan ya kaçarız ya da ona karşı kendimizi korumanın yollarını ararız. Bu duyguların beynimize verdiği bilgi sayesinde vücudumuz da hazırlanır. Korku anlarında aniden kaçabilmek için ayaklara kan akışı hızlanır. Öfke duygusunda ise ellere kan akar ve birey saldırmaya hazır hale gelir. Bunun gibi birçok duygu farklı etkiler yaratıyor. Ani reflekslerin hızlı ve adeta kusursuz olması sezgi ve duyguların gücünden ileri geliyor. Sezgilerle ulaşılan bilginin ne denli yaşamsal olduğunu buradan anlamak mümkündür.
Günümüzdeki teknik gelişimin olmadığı çağlarda Çinde Tao felsefesinin ulaştığı bir hakikat sezgilerin bilgiye ulaşma yolunda önemli bir yöntem olduğunu gösteriyor. Belki de deneysel yöntemden çok daha doğru bir yöntemdir. Tao özü itibarıyla yol anlamına gelirken, aslında hakikatin de tanımı oluyor. Yani yaşamın hakikat yolu, canlılığı, enerjisi ve ruhunun kendisi oluyor. Tao felsefesine göre Tao taşta uyur, çiçekte rüya görür, hayvanda uyanır, insanda uyandığının farkına varır. Buradan ele aldığımızda Taoyu derinlerde saklı olan saf ve öz düşünce olarak tanımlayabiliriz. Bu düşünce taşta da var ama uyur halde olduğundan dolayı derinliğine bakılmadığı veya güçlü sezgilerle hissedilmedikçe görülmez. Bitkilerde de var fakat orada da rüya görmektedir. Hayvanda düşüncenin uyandığını ve artık yaşamda daha farklı bir hareket ve aktiviteye ulaştığını görüyoruz. İnsan aşamasında ise uyandığının farkına varma gerçekleşir.
Kendi farkına varmak insana özgüdür
Kendi farkına varan insanda Tao en yoğunluklu şekilde yaşanmakta ve kendisini hissettirmektedir. Yaşama farkında olarak katılım bilincin gelişimini etkilerken, bilgilerin sistem kazanmasını da sağlar. Bu sistemleşme insanın ayrı bir doğa olarak farklılığını ortaya koymasını sağlarken, var olan doğayla simbiyotik ilişkisini de güçlendirir. Düşünce, bilgileri hem bir sisteme kavuşturuyor hem de yeni bilgilerin edinilmesinin kaynağı oluyor. Düşüncenin yaratıcı kullanımı birbiriyle güçlü bir bağ içerisinde olan iki zekânın insanda muazzam bir şekilde işlenmesini sağlıyor. Duygusal ve analitik zekâ olarak adlandırılan bu zekâ türleri insandaki yoğunlukları ve kullanılışları itibarıyla diğer varlıklardan farklılıklar gösteriyor.
Duyguların düşünce gücü, insanda kişisel ve sosyal yetkinlik sağlamaktadır. Kendi farkında olmak insanı hayvanlardan ayıran ilk yetkinliği gibidir. Kişi kendi iç dünyasını tanıdıkça, sahip olduğu kaynakların ve gücün farkında olur ve her konuda tercih yapabilme yeteneği gösterir. Duyguların doğurduğu sonuçları görerek, yarar ve zararlarını anlayarak değişimler yaratır. Bu aynı zamanda kendisini yapılandırması anlamına gelir. Kendisini yapılandıran insan zayıf ve güçlü yanlarının farkına vardıkça yeteneklerini görerek bir öz güvene kavuşur. İradeleşmeyle beraber olumsuz duygular ve özellikleri üzerinde kontrol sağlanır. Bunun yanın da olumlu duyguların öne çıkartılmalarına bağlı olarak yaşam da ahlak gelişir. Ahlak, içselleşmiş kabul görmüş yazılı olmayan yaşamsal kurallardır. Ama birer doğma değillerdir. İnsanın esnek bir zekâya sahip oluşu karşılaştığı her yeni durum karşısında uyum sağlamasını sağlıyor. Karşılaşılan zorluklarda bile çıkış yolunu bulması, zorlukları fırsatlara çevirebilmesi yine bu esnekliğe bağlıdır. Derin bir yoğunlaşma sağlayarak amaçlarına ulaşma çabasını gösterir. Amaca bağlılık insanda mükemmel bir gücü ortaya çıkarır.
Sosyal yetkinliklerde ise toplumsal yaşayabilme en önemli farkı oluyor. Sosyalite insanın kendisi ile diğer insanlarla ve hatta evrendeki tüm varlıklarla ilişkisini ifade eder. Bunun için empati kurabilmek sosyalleşmenin en önemli yetkinliği gibidir. Etrafındaki diğer insanları ve varlıkları anlamaya çalışarak yaklaşması, onları geliştirirken gelişmesi ve yaşamsal bağla bağlı olduğu topluma hizmet etme temelinde yaşama katılması, politik yetkinliğini gösterir. Kolektif yaşayabilme dayanışma, paylaşım ve tüm ahlaki değerlerde birleşme toplumsal yaşamın olmazsa olmazı ve yaşamsal önemdeki yetkinliğidir.
Aynı zamanda diğer canlılardan farklı olarak insan, analitik zekâya sahiptir. Adeta doğanın bir armağanı olan bu zeka insanı tüm diğer canlılardan daha farklı bir konuma getiriyor. İnsanlaşmayı düşünce gücüne ulaşma olarak ele alabiliriz. İnsan özünde düşünce yoğunluğudur. Düşünme eylemi de anlama ulaşma çabasıdır. Bu bağlamda insanlaşma anlam gücüne ve yoğunluğuna ulaşmadır. Muazzam bir çeşitliliğe sahip doğada ayrı bir doğa olarak insanı görüyoruz. Toplumsallık ile kendi doğasını yaratan ve kültürüyle birinci doğaya yenilikler katan bir farklılığa sahiptir. Bu düzeye ulaşmasının temelinde de düşünce ve akıl gücü vardır.
Filozoflardan tutalım peygamberlere kadar tarihteki tüm önemli bilgeler insana kutsallık atfetmiş ve onu tüm varlıkların en yetkini olarak nitelendirmişlerdir. Bu sıfata layık görülmesinin temelinde düşünceye, bilgiye ve anlamaya yatkın oluşu yatar. Bilgili insan, kendiliğinden bilgili olan bir insan değildir. Öğrenen, öğrendiklerinin doğru olduğunu test eden, bu ölçüde doğru kararlar alan insandır. Bununla birlikte aldığı kararların doğruluğunu pratikte gören, uygulayan özgürleşmiş insan demektir. Doğruyu, iyiyi, güzeli arayan, özgürleşmiş bilgili insan oluşmadan, bilgi toplumundan bahsetmek yanılgıdır.
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
