VATANA İHANET Mİ, VATANPERVERLİK Mİ?
11 Nîsan 2013 Pêncşem
Özellikle cumhuriyetin kuruluşuyla beraber Kürtler yaşadıkları toprakların yabancısı, sonradan geleni, vatan haini ve teröristi olmuştur

Deniz GEM
Türk cumhuriyet tarihi ilk kuruluşundan bu yana, Kürt toplumu başta olmak üzere Anadoluda yaşayan birçok etnik grup üzerinde katliamcı politikalarından bir an olsun geri durmamıştır. Ulus devlet örgüsünün Ortadoğudaki ilk hali olan Türkiye cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana egemen sistemin Ortadoğudaki ekonomik ve politik çıkarlarını yaşamsallaştırma aracı olarak kullanılmıştır. Türkiye cumhuriyetiyle başlayan ve Ortadoğudaki diğer birçok ülkeye sıçrayan ulus devlet virüsü her geçen gün toplumların kanını kurutur düzeye gelmiştir. Ulus devletin saldırılarına en çok maruz kalan toplum belki de Kürt toplumudur. Osmanlının dağılışıyla beraber, dış güçlerin Ortadoğu ve Mezopotamya toprakları üzerindeki politikalarını garantiye alma çalışmaları da en üst düzeye ulaşmıştır. Kasr-i Şirin anlaşmasıyla iki parçaya bölünen Kürt coğrafyası Lozanla dörde ayrılmıştır. Ancak bu şekilde, Kürt coğrafyası başta olmak üzere Ortadoğu üzerinde geliştirecekleri her türden politikayı çok rahat bir şekilde yaşama geçirebileceklerdir. Öncesinde, Osmanlının birinci dünya savaşından yenik çıkmasından sonra; dış güçlerin gelişen saldırılarını bertaraf etmek üzere Kürtler başta olmak üzere Anadoluda bulunan diğer halk gurupları çetin bir savaşın içerisine girmiştir. Hep beraber egemen güçleri bu topraklardan süpürmüş ve halkın otoritesi olarak tanımlanan cumhuriyeti kurmuştur. Ancak iktidar cenahı çirkin yüzünü yine toplumlara gösterecekti. Bir arada omuz omuza savaşmış toplumlar kapitalist uygarlığın ulus devlet tanrısıyla parçalanıp birbirine düşürülmüştür. Kimi katliamlardan geçirilmiş, kimi yurtlarından sürülmüş, kimi entegre ve asimilasyonlarla sistemin çarklarında eritilmiştir.
Ulus devletin tekçi zihniyeti her yönüyle toplumların değer yargılarını silip süpürürken bu gelişen saldırılar karşısında direniş içerisine girenler ise vatan haini, terörist, eşkıya, çapulcu ve daha birçok kavramla kötülenip dışlanmaktaydı. İşin ilginç yanı ise; kendi topraklarını, değer yargılarını, kültürlerini korumak için savaşan,direniş içerisine geçen toplumlar vatan haini olurken, vatanperver olarak nitelenen ise kapitalist sistemin yürütücüsü, egemen güçler olmaktaydı. Gelin görün ki; vatanperver olarak kendisini niteleyen kesimler en büyük vatan, toplum ve doğa düşmanları olup, toplumsal değer yargılarını ve zenginliklerini egemen çıkarlar temelinde kullananlardır. İlk akla gelen soru belki de şu olmaktadır; Kim vatan haini, kim vatanperver?
Vatanperver olanın egemen güçler olmadığı açıktır. Ancak nasıl olur da toplumları kendi topraklarında yabancı konumuna getirirler? Bin yıllardır yaşadıkları toprakları toplumlara cehennem ederler? Bin yıllardır bu topraklar üzerinde, toprakla bütünleşmiş toplumlar nasıl olur da bir anda toprakları bölme-parçalama konumuna geldi?
Bu gerçeklik belki de en çok Kürt toplumu için belirtilebilir. Özellikle cumhuriyetin kuruluşuyla beraber Kürtler yaşadıkları toprakların yabancısı, sonradan geleni, vatan haini ve teröristi olmuştur. En çirkin muamelelere maruz bırakılarak, asimilasyon, katliam ve kültürel soykırımlardan geçirilmiştir.
Türkiyede Türk, Suriye ve Irakta Arap, İranda Fars olmuş ama bir türlü kendi olamamıştır.
Tarihsel anlamda bu birçok defa kanıtlanmış durumdadır. Şeyh Sait isyanıyla başlayan, Koçgiri, Ağrı, Dersim isyanlarıyla devam eden, 49larla, 12 Eylül darbesiyle sürdürülen PKKnin çıkışıyla zirveye ulaşıp KCK davalarıyla sonuçlandırılmak istenen bir süreçtir bu. Hepsinin ortak yanı ise; Kürtler ve Kürdistan-i değerlerdi. Hâkim sistem karşısında isyana kalkışan, bu toprakları ölümüne koruyan, özgürlükte ve onurlu yaşamda ısrar eden Kürdistan-i halk hareketleridir. Yine bir diğer ortak yan; hepsinin vatan hainliği ve terörizmle suçlanmalarıdır.
Şöyle bir göz atacak olursak; hangi isyan ya da kalkışma, her ne amaçla olursa olsun sonuç itibariyle yapılan tanımla şu olmaktadır: vatana ihanet, bölücülük, Kürtçülük, terörizm vb.
Bu tanımlamaların temelinde yatan gerçeklik ise; yürütülen asimilasyon ve soykırım uygulamalarının sonuçsuz kalması ve toplumların sisteme entegre olup sistemin çarklarını döndürmemesi nedeniyle var olan toplumsal gücün pasifize edilmesi ve ötekileştirilmesi çabasıdır. Bu somut gerçekliği bugün görmek mümkündür. Kürt kültürel soykırımın son halkası olan KCK davaları hız kesmeden devam etmektedir. Son dört yıldır Kürt siyasetçiler başta olmak üzere, ben Kürtüm diyen ve Kürtün direniş mücadelesine destek olan her kesi zindanlara atmaktadır.
Peki, biz bunlara tutuklu mu diyeceğiz. Hayır! Çünkü bu tutulanlar savaş esiridir. Son dört yıldır hiçbir gelişme olmayıp, davaların habire uzatılmasının temelinde bu gerçeklik yatmaktadır.
Bu savaş esirlerinin esaret sebeplerine bakalım: vatan hainliği, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak,Silahlı örgüt kurma ve yönetme, yeni bir devlet sistemi kurmak, yardım ve yataklık etme vb.
Ulus devleti updade görevini üstlenen Türkiye cumhuriyeti bugün gücünü ve otoritesini Kürt toplumu üzerinde yaşamsallaştırmak istemektedir. Bunu da ulus devlet geleneğinin en kirli ve ikiyüzlü politikalarıyla yürütmektedir. Son otuz yıldır aktif olarak süre gelen Kürt özgürlük mücadelesinin elde etmiş olduğu kazanımları bertaraf etmek ve kendi lütfuymuş gibi lanse etme çabasını her geçen gün daha da yükseltmektedir. Oysa son otuz yıldır Kürt halkının ve özgürlük mücadelesinin ne gibi zorluklarla mücadeleyi bu düzeye getirdikleri bilinmektedir. Kürt halkı en genç evlatlarını zamansız verdi toprağa, kiminin henüz bir mezar taşı bile yok. Onurları ayaklar altına alınıp çiğnendi, umutları uçurumlardan atıldı, benliklerine tecavüz edilmek istendi ama her şeye rağmen onurlu ve özgür yaşamdan asla taviz vermedi. Bunun için ne gerekiyorsa, bedeli ne olursa olsun vermekten çekinmedi.
Açığa çıkan tüm bastırma, yok etme, katliamdan geçirme, topraklarından sürülme, değerlerini gasp etme politikalarına karşılık ulus devlet, onurlu Kürtleri karşısında bulmaktan kurtulamadı. Çünkü en büyük vatanperverlik onurunu, çiğnenmek istenen onuruna sahip çıkmaktır, ölümlere mahkûm edilen umutlarını yeniden yeşertmek üzere mücadeleye girişmektir, silinmek ve yalanlarla doldurulmak istenen tarihlerine baş urup özgürlüğü anlara yayabilmektir.
Kürtleri vatan hainliğiyle, teröristlikle, bölücülükle suçlayanlar en büyük suçlulardır. Bugün AKP şahsında açığa çıkan bu gerçeklik vatan haininin, teröristin, bölücünün kim olduğunu somut olarak bize göstermektedir. Ülke topraklarını, değerlerini, zenginliklerini kendi iktidar çıkarları temelinde ABDye, İsraile, ABye açan ve şuursuzca peşkeş çeken AKP hükümetinin ta kendisidir. Kürdistan başta olmak üzere, Türkiyenin birçok yeri dış güçlere ya satılmış ya da yer altı zenginlikleri, oradaki halkın haberi olmadan ve toplum bir fayda görmeden, devletlerarası arenada güç elde etme amaçlı sunulmuştur. Toplumun yaşam standartlarını yükseltmekten öte, kendi beyaz saraylarında yaylanarak toplumun fakirleşmesine neden olmaktadırlar. Onurlu ve baş eğmez Anadolu toplumlarıyla adeta dalga geçerek, giydikleri din kılıfı altında en çirkin ilişkilerin içerisine girmekte, toplumları güdülecek koyunlar olarak ve ne koparırsam kardır mantığıyla iliklerine kadar sömürmektedir. Allahın adını anarak şeytanla işbirliği içinde insanları cehennem yaşamına sürüklemektedirler. Değerlendirilebilecek o kadar çok hammaddesi varken, işlenebilecek ve ürün elde edilebilecek o kadar çok topraklar varken, halk dışa bağımlı hale getirilmekte, yapay ve hormonlu gıdalarla zehirlenmektedir. Bu vatan hainliği değil de nedir?
Yine Kürtlere terörist diyen AKP devleti; sadece Kürtlere karşı değil, var olan sistemi kabul etmeyen, yaşanan toplumsal bunalımı aşmaya dönük çaba sahibi olan, demokratik toplum modelini oluşturmaya çalışan her kese karşı geliştirmiş olduğu terörizmle kan kusturmaktadır. Kadın başta olmak üzere toplumun her kesimine dönük geliştirdiği saldırılarla toplumsal kaosu derinleştirme çabasındadır. Geliştirdikleri politikalar nedeniyle gün yoktur ki bir kadın sokak ortasında katledilsin. Toplumların namusunu da ipotek altına alarak toplumsal kesimleri yaşa ve cinse göre ayrıştırıp kendisi konumlandırmaktadır. İş kazaları adı altında gelişen cinayetler, ekonomik politikalar nedeniyle cinnet geçiren insanlar, emekçiyi emeğinden, işçiyi işinden, genci toplumundan, kadını özgürlüğünden, çocuğu geleceğinden koparan baskılar Bu şekilde ancak ulus devlet update edilebilir ve sürdürülebilir. Yine Kürt toplumuna karşı baskı, işkence, tutuklama ve sindirme çabaları da hız kesmeden devam etmektedir. En doğal insan hakları bile yasaklanarak Kürt toplumunu suçlular toplumu olarak lanse etmektedir. Hiçbir şekilde kendini ifade etme ve özgürce düşüncelerini dile getirme fırsatı tanınmadığı için zindanlar tıka basa Kürtlerle doldurulmaktadır. Gerillaya dönük kimyasal silahlar kullanma, sokak ortalarında Kürt gençlerinin infaz edilmesi, dağ başlarında Kürt çocuklarının serseri mayınlarla hayatlarını kaybetmesi vb. daha sayabileceğimiz birçok şey terörizm değil de nedir?
Her nedense Kürtler tüm samimiyetleriyle diğer toplumlarla yaşama istemlerine karşılık ulus devlet cenahı tarafından bir şekilde bölücülük yaftası yapıştırılmaktadır. Tam aksine, insanlığa beşiklik eden bu topraklarda çıkan, yaşayan ve gelişimini sürdüren halklardan biri olan Kürt halkı, Neolitik Kültürün sürdürücü konumunda olması itibariyle her zaman kendi dışında kalan diğer halklarla, topluluklarla farklılıklarla yaşamayı bilmiş, beraber olmayı esas almıştır. Ancak bugün de görüldüğü üzere tüm samimiyetine, beraber yaşama istemine karşın bölücü olan, vatan topraklarını parçalamaya çalışan Kürtler olmaktadır! Ne yaman çelişki. Halklar arasında derin yarıklar oluşturma temelinde siyasetini yürüten AKP devleti, toplumları birbirinden ayrıştıran, koparan politikalarıyla en büyük bölücülüğü yapmaktadır. Bir kere ulus devletin tekçi mantığı bölücülüğe müsait bir yapıdadır. Tek devlet, tek vatan, tek millet, tek dil, tek din, tek renk, tek ses ve süre gelen tekler yığını. Her biri ayrı bir bölücülük argümanı. AKP devleti kendi maddi çıkarları temelinde çıktığı bu yolda yürüttüğü politikalarla Kürtleri Türkiye toplumlarından ayırmak istemektedir. Kürtler devlet istememesine rağmen, ABD ve İngilterenin destekleriyle ayakta tutulan hain Kürtler üzerinden Kuzey Kürdistanda da küçük bir devletçik oluşturmak istemektedir. Ancak onurlu Kürtler bu oyunlara gelmemekte ve var olan her türden kirli oyunları bozmaktadır. Bunun yanı sıra bölücülüğe maruz kalan Kürt toplumu ve Kürdistan topraklarıdır. Bölge egemenlerince üzerinde her türden politikaların yürütüldüğü bir Kürdistan coğrafyası ve bu coğrafya üzerinde yaşayan Kurmanc, Soran, Zaza, Lor, Hawrami, Alevi, Ezidi, Müslüman vb. Kürt gerçekliğinin ayrıştırılması ve bu temelde kirli siyasetlerin derinleştirilmesi bölücülük değil de nedir?
Buradaki tablodan bakacak olursak; yine en başta sorduğumuz sorulara nasıl cevaplar verilmesi gerekir?
Vatan haini eşittir İstiklal Mahkemeleri, DP, AKP, Erdoğan ve şuursuz politikaları... Vatanperver eşittir Şeyh Sait ve sonrasında gelişenKoçgiri, Ağrı, Dersim devrimci halk hareketleri, emekçi ve özgürlükçü Anadolu toplumları, PKK ve onun yaratımı olan devrimci güç...
Terörist eşittir Kürt halkını katledenler, kültürel anlamda soykırıma tabi tutanlar, çocuk-yaşlı, kadın-erkek demeksizin, anne karnındaki bebeği katledenler, kimyasallarla, bombalamalarla, orman yangınlarıyla cennet vatanı cehenneme döndürenler, 12 Martçılar, 12 Eylülcüler, Tansu Çiller, Erdoğan ve AKP... Terörizme karşı duran ve kendisini bu temelde oluşturanlar eşittir katliamlara karşı direnenler, 49lar, Sait Elçi ve Sait Kırmızıtopraklar, 12 Eylül Zindan direnişçileri, gerilla, halk ve dağlar
Bölücü eşittir İttihat Teraki, CHP, DP, DYP, AKP ve Erdoğan. Birleştiren ve bütünsellikten yana olan eşittir Kürt halkı ve Kürdistan-i değer yargıları, demokratik özgürlükçü güçler, PKK ve KCK
Ulus devletin aşılması noktasında toplumlar çalışmalarına hız kesmeden, aralıksız olarak devam etmek zorundadırlar. Kendini oluşturmak çevresini oluşturmakla anlam bulacaktır. Bugün Kürt toplumu bunun öncülüğünü yapmaktadır. Ancak Kürtlerle beraber Türkiyede yaşayan diğer toplumlarında bu arayış içerisinde olması ve demokratik ulus sisteminin oluşturulması temelinde çaba sahibi olması önem arz etmektedir. Şuan hedef olan Kürtlerdir. Çünkü Kürtler her fırsatta özgür yaşamdan yana tavrını çok net bir şekilde koymaktadır. Önemli olan Türkiyede ve Ortadoğuda bulunan tüm demokratik, özgürlükçü toplumların ve hareketlerin aynı bilinç temelinde hareket etmesi ve ulus devlet cenahına karşı cephe geliştirmesidir. Yoksa fillerin kavgasında ezilen çimler olmaktan kurtulamayacağız. Bu sadece Kürt toplumu için değil, diğer sistem karşıtı tüm hareketler için geçerli olan bir durumdur. Türkiyede bulunan diğer toplumların gerçek vatan hainlerini, teröristlerini, bölücülerini anlamak bu nedenle önemlidir. Bunun farkına varıldığı ve bu temelde kendini bir oluşuma tabi tuttuğu derece toplumlar ayakta durabilir ve anda yaşayarak yarınlarını oluşturabilir. Tarihsel toplum direniş geleneğinin omuzlarımıza yüklemiş olduğu sorumluluk bu olmaktadır. Bunu başarıya ulaştırmak her zamankinden daha yakındır. Zafere olmadığımız kadar yakın durmaktayız. Önemli olan bu kararlılığı ve cesareti gelişen bilinç doğrultusunda kendimizde oluşturmaktır. Ve vatan hainlerini bu cennet vatanımıza ettiklerinden kaynaklı tarihle cezalandırmaktır.
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
