ORTADOĞU TOPLUMLARINDA YAHUDİLERİN YERİ
13 Nîsan 2013 Şemî
Tanrı Yehovanın kendilerine vaat etmiş olduğu kutsal topraklara kavuşma, İngilizlerin desteğini alarak kurmuş oldukları İsrail devleti değildir. İsrail ulus-devleti vaat edilen özgürlük değil köleliktir.

Sipan MERETO
Tarihin en kadim toplumlarından yine dinlerinden olan Yahudilerin Ortadoğudaki varlıkları ne olacak? Tarihsel rollerine uygun, doğru bir yaklaşım içerisinde diğer halklarla ortak yaşayacaklar mı? İnsanlığın kurtuluşu ve kendi özgürlüklerine ulaşmak için doğru yola girecekler mi?Soru kadar cevaplar da önemlidir. Doğru soruya doğru cevabı vermek ahlakın gereğidir. Yanıtlar ise tarihte gizlidir. Rêber Apo, tarihin gizliliğinde olan cevapları insanlığın geleceği için açığa çıkarmaktadır.
İbrani kültürü ne Sümer ne de Mırsır uygarlık kültürüdür. Urfanın binlerce yıllık canlı ve ayakta olan kabile kültüründen süzülüp gelmektedir.
weHewe Hurrice bir deyiş olma ihtimali var. Nitekim günümüzde bile Hurricenin devamı olan dilimizde bu kavramlar orijinal anlamını korumaktadır. wahevve! Bu Odur! Hz. Musa ve Hz. Muhammedin de tanrıya erişimi böyledir. Bu bir gelenektir. İki uygarlık arasında sıkışmış bir kabile kendi yalnızlığının çıkış yolunu aramaktadır. Çıkışını yeni bir kabile dininin inşasında bulacaktır.
Bu nedenle Yahudiler ne seçilmişler ne de lanetli topluluklardır. Yaşam mücadelesinde varlıklarını sürdürme direnişidir. Kaldı ki bütün halklar farklılıklarını ortaya koymak, birlik-bütünlüklerini güçlendirmek için böylesi sıfatları kendilerine takmışlardır. Yahudilerin varlıklarını sürdürmek için ne Kürtler gibi dağları, ne de Araplar gibi çölleri vardır. Bu küçük ve inatçı kabile üç temel esas üzerinden varlıklarını sürdürmüşlerdir ve günümüze kadar gelmişlerdir. Bunlar:
1: Maddi birikimler
2: Zihni çalışmalar
3: Dönmecilik hareketi
Maddi kültür birikimi olarak sürekli sermayeyi tekellerinde hazır bulundurmuşlardır. Yıllarca ticareti geliştirmiş olmakla birlikte, diğer dinlerde kesin bir biçimde haram görülen ve yasaklanan faizcilik Yahudilikte, kabilesi dışında topluluklarla serbest kılınmıştır. Tevrat şöyle demektedir; kardeşiniz dışında herkesten faiz alabilirsiniz. Böyle açıkça meşru görülen faiz tabi ki haksız kazancın ve para biriktirmenin yolunu da sonuna kadar açarak, kendilerine karşı gelişecek hoşnutsuzluğu da pekiştirecektir.
Manevi kültür açısından ise; nüfuslarının azlığı ve Doğu-Batı uygarlıkları arasında sıkışmaları onları sürekli stratejik düşünmeye zorlamıştır. Diaspora ve katliam tehlikesi altında bulunan varlıklarını korumak için maddi araçları ve inançlarını sürekli yetkinleştirirler. Bu kapsamda ele alıp değerlendirdiğimizde; bilim insanlarından, felsefecilere, ekolojik, sosyalist, anarşist ve feminist şahsiyetlerin büyük bölümü Yahudilerin içerisinden çıktıkları gözlemlenebilir. Yahudilikteki dönmecilik başlı başına bir tartışma konusudur. Osmanlıdaki Sabataycılık araştırmaya konu olacak türdendir. Dönmecilik, Yahudilikte bir savunma aracı olmuştur. Farklı toplum ve inançlar içinde kendini gizleyerek hem savunmasını yapmış, hem de gizli örgütlenme yoluna girmişlerdir. Yahudilikteki istihbaratçılık bu örgütlenmeyle yakından bağlantılıdır. Yahudiliği ne sadece etnik bir topluluk ne de ulusal bir varlık olarak değerlendirmek yeterli olacaktır. Yahudilik Ortadoğu kaynaklı olup tüm dünyayı ilgilendiren ve etkileyen temel kültür membasıdır.
Ulus-devletlerin şekillenmesinde payları büyüktür. Ulus devletlerin son yüzyıllarda toplumlara çektirdikleri acıların ve soykırımların baş sorumluları da yine Yahudiler olmaktadır.
Türk ulus devletinin oluşumunda Yahudiler bizzat baş aktör konumundadır. Ulus devletçiliğin dini olan milliyetçiliğin düşünce babaları olmuşlardır. Ortadoğuda yaşanan savaşların derinleşmesinde Yahudilerin payı büyüktür.
İslam ve Yahudilik, iktidar ve devlet bağlamından kurtulmadıkça asla barışamazlar! İktidar ve devlet gücü olmaktaki ısrarları nedeniyle Filistin-İsrail sorununa kalıcı bir barış geliştirilemiyor ve kan akmaya devam ediyor.
Tanrı Yehovanın kendilerine vaat etmiş olduğu kutsal topraklara kavuşma, İngilizlerin desteğini alarak kurmuş oldukları İsrail devleti değildir. İsrail ulus-devleti vaat edilen özgürlük değil köleliktir. Emperyalizmin Ortadoğudaki kalesi olmanın Yahudilere hiçbir faydası yoktur.
Yahudilik ne seçilmiş ne de lanetlenmiş bir kavimdir. Seçilmiş olmasa da, tarihte derin kökleri olan halkların, insanlık karşısında sorumlulukları her daim fazladır. Bir de seçilmiş olmak diğer toplumları yoksul bırakmak ve kendi hizmetlerine koşturmak anlamına gelmez. Tarih boyunca, ellerinde biriktirdiklerini insanlığın hizmetine sunmaları gerekir. Unutmamak gerekir ki, birikim her zaman sahibine felaket getirir. Tarihten gelen kadim topluluk olmaları gereği sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri insanlıklarının gereğidir.
Maddi ve manevi birikimleri ellerinde bulundurmaları, her an yeni bir Hitlerin ortaya çıkmasına yol açacaktır. Tarihte sıkça başlarına gelenin(jenosit) güncellenmesi uzak ihtimal değildir. Günümüzdeki teknik gelişimde göz önüne getirildiğinde tehlikenin boyutlarını kestirmek güç olmayacaktır.
Tarihe böyle bir seyir kazandırma lanetlenmeyi haklı çıkaracaktır. Her şeye sahip olmak isteyenler ellerindekileri de kaybederler. Bunun bilincinde olmak başta onların olmak üzere tüm insanlığın yararına olacaktır. Burada amacımız anti-Semitist bir yaklaşım sergilemek değildir. Ama Siyonistçilik yapmak da değildir.
Yahudilerin de Ortadoğu topraklarında yerlerinin olduğunu, devletçi tekelci ve iktidarcı zihniyetten kurtularak, birikimlerini toplumların hizmetinde kullanmaları halinde özgürlüklerini sağlayacakları gibi dünya barışına da büyük katkı sunmuş olacakları bilinmek durumundadır. Birikim hırsı dönmeciliğe yol açtığı gibi, pusularda, kuytuluklarda gezinmelerine yol açmaktadır.
Yine tekelci, iktidarcı ve devletçi zihniyetten uzaklaşmış bir Yahudilik, tanrının onlara vaat ettiği topraklarda özgürce yaşamalarının önünü açacaktır. Demokratik modernite ekseninde, demokratik Ortadoğu birliğinde barış içerisinde bir yaşamı halklarla birlikte paylaşacaklardır.
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
