Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $rootPath in /home/komunar/public_html/tr/includes/settings.php on line 49
TARİHSEL TOPLUM PENCERESİNDEN KÜRT KADININA BAKIŞ | Komunar.NET

TARİHSEL TOPLUM PENCERESİNDEN KÜRT KADININA BAKIŞ

07 Gulan 2013 Sêşem

Kadınların temel problemi varlık sorunuydu; kadın olarak kendi kimliği ile var olabilmesiydi. Bin yıllardır yok sayılmış ve kimliği, sesi, düşüncesi, iradesi, bedeni, bir bütün ona ait olan her şey elinden alınmıştı. Kadın vardır! Ama nasıl?

Zelal EDESSA

Tarihin yeni bir karakter kazandığı süreçten geçiyoruz. Önderliğimiz son savunmalarıyla Tarihsel Topluma bütünlüklü bir yaklaşımı gündemimize koyarak tarihin akışına yeni bir seyir kazandırdı. Tersten gelişen algılarımızı yerinden sarstı. Yaratılan tarih algısı ile gerçek olan tarihin hakikatinin bir olmadığını ortaya koydu. Tarihsel toplum bakış açısı ile tarihi doğru ele alma, tarihsel hakikate ulaşmada büyük bir ivme kazandırdı. Tabii ki tarih bütünlüklü ele alınırken sadece egemenlerin değil, tüm ezilenlerin ve köleliğin ilk ve son halkası olan kadın tarihine de doğru bir yaklaşım ve hakikatinin açığa çıkarılması gerekiyordu. Bunun için de Jîneoloji’nin (kadın bilimi, yaşam bilimi anlamı da çıkarılabilir. Jin=kadın, Jîn= yaşam) geliştirilmesi ile kadın tarihinin tüm yönleri ile aydınlatılmasının temel bir çalışması olarak önümüze koydu. Çünkü bin yıllardır egemenlerin bizlere sundukları tarih, aslında kutsal, değerli olan gerçek tarihi örtmek için kurgulanmış ve sonradan da pratikleştirilmişti. Oysa asıl tarih, dile getirilmeyen, çarpıtılmaya çalışılan kısımdı. Kadın tarihi de bunun en önemli bir parçasını oluşturuyordu. Tüm oyunlar, çarpıtmalar, hırsızlıklar, haksızlıklar, yok edilmeye çalışılan kadın tarihi ile başlamıştı. Bu aynı zamanda sömürü, talan, soykırım, iktidar, kâr hırsına doymayan kurnaz egemen adamın kahramanlık hikâyesinin başlangıcıydı; egemenler lehine kurgulanmış, hakikatten uzaklaşmış egemen erkek tarihiydi.

Kadın tarihinin çarpıtılması, tüm alt üst oluşları Ana tanrıçanın kutsal diyarı olan Mezopotamya’da geliştirilmişti. “Hazineler kaybedilen yerlerde aranır”. Kadın açısından kaybedilen özgürlük, benlik, bellek buralarda gizliydi. Birilerinin Ana tanrıçanın yakılıp, küle çevrilen yaşamının, yıkılan harabelerin arasında yeniden yaratması gerekiyordu. Önder APO’nun yeni yaşam felsefesi bunun koşullarını oluşturdu. Özgürleşen Kürt kadınını yarattı. Bu aynı zamanda diğer halklardan Türk, Arap, Alman vb. halklardan kadınların da Kürt kadını ile özgürlük yolunda yoldaş olmasının yolunu da sonuna kadar açtı. Kadınlar gerçekleşen özgürlük devrimine kendi renklerini katmış, evrensel kadın özgürlüğünün gelişmesinde öncülük yapmışlardır. Bu nedenle Kürdistan kadınları tüm dünya kadınlarının özgürlük mücadelesinde kat etikleri yolun çok fazlasını kat ettiler. Çünkü çok şanslıydılar. Önder APO gibi bir öndere, yoldaşa sahiptiler. Önderlik, varlığı bile tüm kötülüklerin kaynağı olarak görülen kadını özgür yaşamla, onun mücadelesiyle tanıştırdı. Aynı zamanda gerekli olan yol-yöntemleri, zihinsel-ideolojik boyutunu, maddi ve manevi tüm destekleri kadınlar için geliştirdi.

Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinin başlangıcı; PKK hareketinin gelişimi ve kadınların da mücadeleye katılmaları ile gerçekleşmiştir. Önder APO’nun özgür yaşam, toplum felsefesi ile gelişen mücadelesinin büyümesi aynı zamanda verili erkek tarihine, onun zihniyetine, anlayışlarına karşı bir kavgayı da göze almayı gerektiriyordu. Yine egemen erkeğin uygarlıkla birlikte kadının elinden aldığı tüm değerleri geri almasını şart kılıyordu. Bu, kadın için çok zordu. Ancak özgürlükte ısrar ederek sonuç alınabilirdi. Kadınların temel problemi varlık sorunuydu; kadın olarak kendi kimliği ile var olabilmesiydi. Bin yıllardır yok sayılmış ve kimliği, sesi, düşüncesi, iradesi, bedeni, bir bütün ona ait olan her şey elinden alınmıştı. Kadın vardır! Ama nasıl? Başka birine ait bir var olma. Kadın ancak erkeğin kölesi olarak var olabilirdi. Onun dışında kendisi olması, irade sahibi olması söz konusu değildi. Bazı toplumlarda kocası ölmüş kadın bir anlamda kendisi de ölmüş gibi karşılanırdı. Çünkü toplum bir erkeğe bağlı olmayan kadını kabul etmiyordu. Kadın, devletin, sistemin kendini kurumlaştırmak için sınırsız kullandığı bir nesneden başka bir şey değildi. Çıkarlar gereği böyle olmak zorundaydı.

Ne olabilirdi ki? Zaten gelişen 5-6 bin yıllık uyarlık tarihi boyunca her şeyi elinden alınmıştı. Ana tanrıça kültüründe yarattığı tüm toplumsal değerler ondan çalınmıştı. Bir zamanlar toplumsal yaşamın sürdürülmesi temelinde yararlanılan değerler zamanla kutsallıklarını yitirdiler. Ve tekellerin, tefecilerin kâr hırsları için kullanılır oldu. Daha sonra geliştirilen yalancı mitoslarla hem kadının beyninde hem de toplumsal hafızada bellek yıkama faaliyeti tüm hızı ile ve sınırsız yöntemler kullanılarak sürdürüldü. Bunu her çağın gelişi ile yeni argümanlar ve sistemlerle derinleştirdiler. Bu nedenle mitoslar yerini dine, onun arkasında da felsefe ve bilim devreye girerek, bellekte silinmeyi en doruk noktasına ulaştırmıştır. Herkes gerçeği kabullenmişti. Kadın evin kölesi, erkeğin malı, sistemin temel sürdürücü malzemesiydi. Ona düşen bu görevi layığı ile yerine getirmekti. Cinsiyetçi toplum bu konuda en büyük işlevi görüyordu. Ancak kadının bu gerçeğine en büyük reddi Önder APO geliştirmiştir. Bu nedenle geliştirdiği özgürlük mücadelesinde kadına yer vermiş, onun yoldaşı olmuştur.

Mücadeleye katılan Kürt kadını savaştıkça bilinçleniyor, bilinçlendikçe güçleniyordu. Kendi yaşamını özgün örgütleyerek öz gücünü açığa çıkarıyordu. Bu da var olan tüm ön yargıları, güvensizlikleri parçalıyordu. Bu aynı zamanda kadın açısından yeniden yaratılışın yolunu açıyordu. Özgür kadın tarihini, Kürt kadını ilk defa kaybettiği hazinelerini aynı yerde arıyor ve buluyordu. İnanna’nın, İştar’ın, Kibela’ların isyancı ruhuna ulaşıyordu. Kendisinden çalınan; bilinç, irade, bellek, bedeni, ruhunu ve nice değerleri tekrardan bir bir alınıyordu. Kendi kendini yaratarak, özgür kadın varlık kazanıyordu. Tüm bunlar Kadın açısından yazılan yeni bir tarihi ifade ediyordu.

Kadınlar erkeğin kendisine layık gördüğü sıfat ve yakıştırmalara kuşku ile bakmasını öğreniyordu. Kadın erkeğin yapabileceği her şeyi kendisinin de yapabileceğini geçen mücadele süreci içerisinde ispatlamışlardır. Büyük bir cesaret, emek, çaba ve inatla gerektiğinde canları pahasına savaşmayı öğrenmişlerdir. Yeni yaşamı kurmada ne kadar yapıcı bir rol oynadıklarını ortaya koymuşlardır. Hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği gelişmeleri kadınlar devrim içerisinde gerçekleştirmişlerdir. Kendilerini daha güçlü kılmak için özgün örgütlenmelerini geliştirmişler. Bunu tüm Kürt toplumuna da yaymışlardır.

Kürdistan’da gelişen Kürt özgürlük mücadelesi ile yaşananlar Kürt kadınlarında bir bilinçlenmeye yol açtı. Kadınlar açısından ilk devrimsel gelişme, yaşadığı köleliğin farkına varmasıdır. Bunun yapay, inşa edilmiş bir toplumsal gerçeklik olduğunu bilince çıkarmasıdır. Yani bin yılların katmerleşen erkek egemen zihniyetin kendisine sunduğu yaşamı sorgulamasıdır. Bunu ilk sorgulayan özgür insan Rêber APO oldu. Bu nedenle kendi yaratacağı özgür toplumsallığın temeline kadın özgürlüğünü koymuştur. “Kadın özgürleşmedikçe hiçbir yaşam özgür kılınamayacak” ilkesi ile tüm kadınlar için özgür yaşamın yolunu sonuna kadar açtı. Özgürlük hiç kolay olmayacaktı. Ancak her ne kadar zor ve sarp olsa da özgürlüğe tutkulu kadınlar engelleri bir bir aşacak ve ardıllarına yolu açacaktı.

 Özgürlük için ne gerekiyorsa, kadınlar büyük bir özveri ve inançla onu yapmışlardır. Amed Zindanlarında erkek egemen zihniyetin insanlığın vicdan ve ahlakına sığmayan en gerici ve ahlaksız işkencesine karşı SARA’lar gibi direniş destanları sergilenmiştir. Bu kendisi ile özgürlüğe sevdalı binlerce kadının kavgaya, özgürlüğe katılmasına neden oldu. İhanet kol gezdiğinde ise BÊRÎTAN’lar gibi gerektiğinde teslim olmamak için tilililerle uçurumlara kanatlandılar kadınlar. Ve kadın ordulaşmasına temel oldular. Yine en dar boğazlar yaşandığında ise ZÎLAN’lar gibi zulmün beyninde kendini patlatarak gericiliğin kaybetmeye mahkûm olduğunu tüm dünyaya gösterdiler. Çözümsüzlüğün yaşandığı, bulanıklığın geliştiği anda RONAHÎ ve BÊRÎVAN’lar gibi kendi bedenlerini meşale yaptılar özgürlüğe sevdalı kadınlar. Ve nice kadın kahramanlar en zor koşullarda hiçbir zaman inanç ve umutlarını kaybetmeden zorlukları aşarak, yeni mücadele yolları açtılar. Her zaman ne kadar zor da olsa en doğru olanı tercih ettiler. Geçmişten beri özgürlüğün yaratım mekânı olan dağlarda keskin bir mücadele ile özgürleşerek toplumsal özgürlüğün akışını hızlandırdılar. Çok ağır bedeller sonucu değerli bir miras oluşturdular.

Dağlardan gelişen özgürlük dalga dalga topluma yansıdı. Kadınlar katılımları ile ilk başta toplumda etkili olan erkek egemen zihniyetin kadını güç görmeyen, bela gören yaklaşımına darbe vurdular. Halkının özgürlüğü için, kendi özgürlüğü için savaşan kadın değer gördü. Kürtlerin ahlaki ve politik toplumun değer yargılarını, kültürünü henüz tümden kaybetmemiş olması, bu gerçeği görmesini mümkün kılıyordu. Özgürlük mücadelesi için yaşamını feda edenler toplumun vicdanında ve beyninde bir sarsılamaya neden oluyordu. Ne de olsa uygarlık zihniyeti onlarda kadının güçsüz, zavallı olduğunu, sadece erkeklerin savaşma gücünde olduğu anlayışını geliştirmişti. Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinde yer alışları ve bedel vermeleri, bu bakış açısını parçalıyordu. Tersinden kadına karşı bir sevgi ve değer yargısı yaratıyordu. Aynı zamanda da toplumdaki kadına da bir cesaret ve umut veriyordu. Yaşananlar var olan feodal zihniyeti ve onun dayattığı yaşamı kabullenmemeyi, kader olgusuna ise büyük bir öfke ile ret etmesine yol açıyordu. Her geçen gün kadının bilinç kazanması, bin ölümden beter yaşamın kahrına katlanmayı anlamsız kılıyor ve büyük sorgulamalar geliştiriyordu.

Neden yaşama gözlerini açtığı günden beri kız olduğundan dolayı horlanır ve büyüdükçe de her anı psikolojik, fiziksel şiddet ve töre cinayetlerin korkusu ile yaşar kadınlar? Varlığı bile aileye yük gibi görülen kadın yaşamın neresinde yer alıyordu? Bu yaşamdan çıkışın yolu var mıydı? Gelişen Kürt kadınının özgürlük mücadelesi bir çıkışın olduğunu müjdeliyordu. O da mücadele etmek ve yönünü özgürlüğe, dağlara çevirmeyi gerektiriyordu. Gelişen de bu oldu. Çünkü savaşan kadın köle yaşamı bir kader olmaktan çıkarıyordu. Hiç kimsenin tahmin etmediği büyük gelişmeleri Kürt kadını örgütlenerek, kadın iradesini ortaya çıkararak ispatlıyordu. Kürt kadınları kendi öz güçleri ile gerçekleştirdikleri gelişmelerle tarihte ilklere imza atıyordu. Siyasal, sosyal ve meşru savunma alanında ilk defa kadınların özgün örgütlenmeleri gelişiyordu. Toprağa atılan bir tohum gibi örgütlenmeleri her geçen gün gelişiyor, güçleniyor ve etki alanı tüm Kürdistan’a ve Kürtlerin yaşadığı coğrafyalara yansıyordu. Özgürlük umutları üzerinden Önder APO yeni yaşam umudu üzerinden geliştirmeye çalıştığı kadın örgütlenmesi, özgür irade ve güce ulaşması uygarlığın tüm geriliklerine rağmen büyük bir düzey kazanmıştır. Mücadele eden kadın özgürleşiyordu ve özgürleştikçe de güzelleşiyordu, yaşamın çekim merkezi oluyordu. Kürt kadının 20 yıl içerisinde kat etiği yol ve geldiği düzey tüm dünyayı hayrete bırakmaktadır. Her alanda yürütülen mücadelenin rengini kadınlar belirliyordu. Öncü konumda katalizör rolü oynuyordu. Böylece özgürleşen Kürt kadını toplumda da özgürlüğü geliştiriyordu. Yakın tarihe kadar da kölenin kölesi konumunda bırakılan Kürt kadını bugün büyük bir zihinsel devrimi kendisinde ve toplumda gerçekleştirmiştir. Yaşamın her alanında siyasal, sosyal, meşru savunma alanında aktif ve yapıcı bir rol oynadığını görürüz.

Toplumun ihtiyaçlarını karşılama temelinde toplumun komünal karar mekanizması olan siyasette, kadın kendi rengini katmıştır. Geçen 40 yıllık mücadele sürecinin yarattığı acı ve tahribatların giderilmesine yönelik çabaları en çok kadın göstermiştir. Doğru ve güzel bir yaşamın özgür ve barışçıl bir temel üzerinden gelişeceğini bilen kadınlardır. Demokratik siyasetin geliştirilmesinde aktif rol oynamışlardır. Aynı zamanda bilinçlenerek, bugün toplumun en hayati ihtiyacı olan barış için en çok emek ve çaba harcayan Kürt kadınları olmuştur. Bunun için kadın örgütlerinin çeşitli demokratik taleplerine baktığımızda toplum için en hayati konularda çözüm getirmektedirler.

O nedenle Kürt kadınları diğer toplumlarınkinden daha etkilidirler. Çünkü günlük olarak toplumsal inşada rol alıyorlar, bir şekilde kendilerini oluşturuyorlar. Bir kıyaslama yaparsak; hiç sistem okullarına gitmemiş ancak Önder APO’nun özgürlük felsefesi ile kendini yaşam okulunda eğiten her yaştan anaların yaptığı siyaseti bugün mecliste olan, sözde türlü okullarda okuyan milletvekili kadınlar bu düzeyde siyaset yapma cesaretini veya gücünü gösteremiyor. Yine BDP kadın milletvekilleri kadar siyasette hâkim ve aktif değiller. Aslında mecliste BDP dışında var olan kadın milletvekilleri, adı var kendisi yok pozisyonundadır. İstisna bir-ikisi dışında. Onlarda ulus-devlet zihniyetini aşamadıkları için kendilerine misyon biçmiyor ve etkili olamıyorlar. Bunları o kadınları küçümsemek için söylemiyoruz. Kendi potansiyellerini kullanmama, kendi iradelerini açığa çıkarmama ve kendilerini etkili kılmamalarından dolayı belirtiyoruz. Siyasette kendilerine amaç ve hedefler belirlerlerse neden etkili olmasınlar! Şu çok önemlidir; misyonlarını kendileri belirlemeliler. Erkekten veya onun sisteminden bekleme gafletine girmemeliler. Çünkü vermezler, fırsat tanımak istemezler. Bunu yapan; kadınlara misyon veren, sonuna kadar önünü açan Önder APO olmuştur. Akil insanlar komisyonu içerisinde var olan kadınlara bakalım. Kadınların bu komisyonda belli bir çoğunlukta yer almasını öngören de Önder APO oldu. Kadınlara istenilen oranda kota verilmedi, bu erkek egemen zihniyetin, devlet politikasının bir sonucuydu. Sayı olarak çok az olmalarına rağmen rol verildiği için kısmi de olsa kadın kendini ifade edebiliyor.

Sosyal alanda da büyük gelişmeler görülmektedir. Kürt toplumun aşırı feodal ve kapalı yapısını demokratik toplum temelinde bir dönüşümü gerçekleştirdiler. Düşüncede, ruhta ve duyguda büyük bir öz güven ve bilinç kazanan kadınlar toplumun eski sosyal yapılanmasını değiştirmişlerdir. Mücadele öncesi erkeğin temel nesnesi olan kadın anlayışı parçalanmıştır. Geçmişin kızları, kadınları hor gören, sadece evin kadını gören yaklaşımları Kürdistan’da büyük ölçüde aşılmıştır. Kürt halkının her gün dağlarda, zindanlarda, şehirlerde toplumun her alanında gelişen direnişinde kadın ve erkek farkı yoktur. Özgürlüğe tutkulu ve mücadele eden insan vardır. Hatta toplumda bu mücadelenin içinde kadın yer alıyorsa toplum daha çok değer veriyor ve saygı gösteriyor. Çünkü Kürt halkı ulusal diriliş devriminden sonra Demokratik ulus inşasında temel felsefeleri Önder APO’nun geliştirdiği Demokratik Ekolojik Cinsiyet Özgürlükçü Toplum paradigması ile yönünü belirlemektedirler.

Hiç şüphesiz Kürt toplumunda toplumsal cinsiyetçilik tümden aşılmış ve kadınların önündeki tüm engeller kaldırılmış diyemeyiz. Özellikle özgürlük mücadelesinin içerisinde aktif yer almayan kesimlerde cinsiyetçi anlayış hâkimdir. Kadına karşı gerilikleri sergilemektedirler. Günümüzde tüm toplumlar açısından çok ciddi boyutta kadınlara karşı suç işlenmektedir. Kadınlar her gün şiddet, tecavüz ve cinayete kurban gitmektedirler. Bu durumun aşılması ve kadın özgürlük probleminin çözümlenmesi ve toplumsal özgürlüğün gerçekleşmesi her kesin temel görevidir. Çünkü tarihi değiştiren, devrim yaratan bir örnek var. Önder APO’nun özgür yaşam felsefesi ve gelişen temel mücadele sonucunda özgürleşen kadın gerçeği var. Kürt kadınında gerçekleşen bilinçlenme, irade ve öz güven kazanması cinsiyetçi toplum zihniyetini parçalamıştır. Ancak tüm dünya kadınları açısından büyük özgürlük sorunları hala devam etmektedir. Cinsiyetçi devlet, toplum zihniyetleri aşılmamıştır. Çünkü uygarlık sisteminin bu zihniyetini besleyen bilimler, verili tarih çok etkili rol oynamaktadır. O nedenle Önder APO Jineoloji’nin geliştirilmesini ortaya koydu. Bu bilimin önüne tüm bilimlerin doğru bir temelde cinsiyetçi karakterlerinden arınmasını temel öncelikli görev olarak koydu. Özellikle sosyal bilimler çerçevesinde tüm bilimleri yeni bir bakış açısı ile ele alma, bilimlerin parçalı, yetersiz ve yanlış yaklaşımlarının açığa çıkarılması önemli olacaktır. Böylece tarihin sadece egemenler tarafından yazılanlardan ibaret olmadığı görülecek, ezilenlerin direniş tarihi ve kadının yok sayılan tarihi de açığa çıkacaktır. Jîneoloji üzerinde yoğunlaşma, bu bilimin diğer bilimler açısından doğru bir yapısal işlevi geliştirmesi, başta akademisyen kesimler olmak üzere herkesin görevidir.


Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42