DEMOKRATİK HAMLEDE DEMOKRATİK SİYASET
09 Gulan 2013 Pêncşem
Yaşam teorisiz, düşüncesiz, beyinsiz kurulamaz ve yaşamın her alanında bir kurulum gereklidir. Bu da akademi ile olmalıdır. Kimse akademik görevlerinden kaçamaz, kimse bu görevi başkalarına ait olarak göremez.

Erdal CEYLAN
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yeni sürecin zeminini fikir, ideoloji ve demokratik siyaset olarak belirledi. Yeni süreçte bir demokratik hamle yapma görevi verdi.
Geri çekilme kararının açıklandığı bu günlerde artık demokratik siyasete gerçekten ciddi bir zemin oluştu.
Şimdi asıl sorun bundan sonra ne yapılacağıdır. Tabi ne yapılması gerektiğini tartışırken Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu görevleri görmek, bunları tartışmak gerekiyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yeni süreçte demokratik siyaset yapılması gerekliliğini belirtti. Aslında 1999 geri çekilmesinden bu yana Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu yönlü pek çok perspektifi de var.
Şimdi yeni süreçte demokratik siyaset nedir, ne anlam ifade eder? Buna öncelikle kavramsal bir tartışma yürüterek başlamak gerekiyor. Çünkü kavramları doğru tanımlamadan yapacağımız en iyi şey el yordamıyla yürüme olacaktır. Hele hele bu kavram demokratik siyaset gibi bir kavramsa bunu daha detaylı tartışmak gerekir. Demokratik siyaset kavramı günümüzde pek çok çevre tarafından kullanılan kavramlardan biridir. Hatta herkes kullanıyor. Farklı çevrelerin bakış açısından etkilenmemek tartışmalarımızın güçlü geçmesiyle bağlantılıdır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bu tehlikenin farkında olduğu için yeni mücadelenin zeminini dile getirirken demokratik siyasetten önce ideolojiyi koydu. Yani yürütülecek demokratik siyaset ideolojik doğrultuda geliştirilmelidir.
Demokratik siyaseti nasıl ele alacağız?
Siyaset Arapça seyislikten gelme, yani at terbiye etmek fiilinden geliyor. Siyasetin eş anlamlısı politika kavramı ise kent yönetimi diye tanımlanıyor. Tabi bu tanımlar bizim tanımlamalarımız değil. Bunu mevcut siyaset dünyası, bilim dünyası böyle tanımlıyor. Aslında bu tanımlamalar bile içinde yüklü olan ideolojik yaklaşımları ilk bakışta ele veriyor. At terbiyesiyle siyasetin ilişkisinin Ortadoğu’da, yani devletin çıktığı topraklarda aynı kökten gelmesi siyasette topluma, halka biçilen misyonu çok açık ortaya koyuyor: Terbiye edilmek!
Siyaset kavramının diğer bir karşılığı olan politika tanımı da şehir yönetimi; yani şehirle başlatılan bir olgu. Sanki insanlık kent yokken politika yapmamış,i yani halk yönetimini yaşamıyordu. Aslında durup baktığımızda mevcut “siyasetçilerin” neden sadece şehirlerde çalıştıklarını, hiç köylere uğramadıklarını anlayabiliyoruz. Bu politika kavramını algılamakta yaşanılanlardan, yaklaşımdan kaynaklanmaktadır.
Şimdi, biz nasıl tanımlıyoruz? Farkımız ne?
Politika, toplumun varlığını sürdürebilmek için fikri ve eylemiyle kendi ihtiyaçlarını karşılaması, kendini örgütlemesi, kendi kendini yönetmesidir. İnsan toplumsallaşmayla var olmuştur. Hangi zamanda olursa olsun tüm toplumsal yapılarda doğan sorunları çözme, yaşamı planlama, örgütleme hep var olmuştur. Bundan dolayı devletle özdeşleştirilmesi, kentle özdeşleştirilmesi doğru değildir. Yine demokrasi kavramının da Yunan kent devletleriyle tanımlanması aynı anlayışın sonucudur. Bu yaklaşım batı bilim yaklaşımıdır. Halkın yunan kent devletinden önce ve daha kapsamlı politikaya katılımının olduğu süreçler insanlık tarihinde var olmuştur. Yani aslında toplum var oluşundan günümüze hep politika yapmıştır. Tabi devletin ortaya çıkmasıyla birlikte politika elitleştirilmiş, halkın işi olmaktan çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu halkın yaşama yabancılaşması, yani köleleşmesine neden olmuştur.
Tarihte toplumun politikaya yabancılaştırılması kadının ezilmesi, ekonominin halktan alınması ve dini halkı bütünleştiren bir zihniyet olmaktan çıkarılıp, egemenlerin bir aracı haline dönüştürülmesiyle gelişmiştir. Yani sınıflaşma, ataerkillik ve iktidara alet olan dinler, toplumun politikasızlaştırılmasıyla birlikte gelişmiştir ve toplumun politikadan uzaklaşmasında bunların etkisi çok fazladır.
Tarih boyunca çıkan pek çok isyan bu üç boyutta yaşanan “uygarlaşma” hareketine halkın başkaldırısı olarak tanımlanabilir.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yeni geliştirdiği hamleyi de kapitalist moderniteye karşı demokratik modernitenin hamlesi diye tanımladı. Kapitalist modernitede bu üç boyutta yaşananlar insanlık açısından katlanılamaz boyutlardadır.
Ve toplum nasıl ki bu üç boyutta yaşananlarla politikaya yabancılaştırıldıysa, politikanın toplumsallaştırılması, yani demokratik siyasetin işletilmesiyle bu üç boyutta da mücadele eş zamanlı yürütülmelidir. Hani, hazineler kaybedildiği yerde aranır, diye bir deyim vardır ya, toplum eğer toplumsal politikaya yabancılaşmayı bu üç boyutta yaşadıysa, bu üç boyutta yaşanan mücadele toplumun özgürleşmesinin yolu olacaktır. Toplumsal hakikatin bütünlüğünden hareketle ekonomi, toplumsal cinsiyet ve din alanlarında yürütülecek mücadele birbirini ve tüm toplumsal yapıları etkiler. Bu mücadelenin temel ayağı düşünsel yani ideolojik alanda yürütülmelidir. Bu konuda netleşmemenin, yanlış bir düşünme tarzı yürütülen mücadelenin devletli moderniteye hizmet edeceği bilinmelidir. Bu her üç boyut ayrı ayrı tartışma konularıdır. Kısa kısa değinecek olursak;
Bir toplumun özgürleşmesi, politikleşmesiyle olur. Toplumun politikadan uzaklaştırılması ile kadının köleleşmesi birlikte gelişmiştir. Zaten topluma iktidar, sınıf kavramları yerleştirilerek toplumsal politika elit siyasete dönüşmüş, hatta siyaset bozulmuştur. Kadının zayıf olduğu, köle olduğu, bunun kadının doğallığı olduğu yalanına insan inandırılmıştır; toplumsal zihniyet bu yalanlar temelinde yeniden yapılandırılarak toplumda yeni bir örgütlenme, yeni bir yaşam tarzı oturtulmuştur. Kapitalist dünya bu konuda en uç boyutta kötürüm durumu yaşamaktadır. Kadın sistemin işgücünü karşılama makinesi, ucuz işçi, reklam aracı durumuna düşürülmüştür. Son olarak Erdoğan’ın söylediği en az üç çocuk söylemi kadına biçilen misyonun ve ataerkil zihniyetin bir sonucudur. Söylenen ve dayatılanın tersine kapitalizmde kadına verilen sahte bir özgürlük algısıdır. Ayrıca halen Kürdistan, Türkiye ve tüm dünyada yaşanan kadın katliamının varlığı demokratik siyasetin temel mücadele alanıdır. Ayrıca neolitik devrimin insanlığın cennet zamanlarının öncü gücü olan kadının kendiliği ve iradesiyle katılacağı toplumun mücadelesi, yeni toplumsal mücadelenin temelidir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bundan dolayı kendi paradigmasını demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü paradigma diye tanımlamıştır. Ataerkil yaklaşımların ortadan kalkması, iktidarın toplumsal yaşamdan silinmesinin birincil şartıdır.
Uygarlığın, ataerkilliğin hakim olduğu zihniyet dünyasının diğer bir sonucu doğada yaratmış olduğu yıkımdır. Dünyayı kıyamet eşiğine getirmiştir. Bu uygarlıklı dünyanın her şeyi nesne gibi gören pozitivist zihniyetinin bir sonucudur.
Diğer boyut ekonomi boyutudur. Ekonomi kelime anlamıyla ev yasasıyken günümüz dünyasında evle ilişkisi kesilmiş duruma indirilmiş bir gerçeğe sahiptir. Ekonomi, insanın yaşaması için gerekli olan ihtiyaçların giderilmesi işiyken mevcut durumda toplumda bazı kesimler astronomik miktarda para kazanırken, milyonlarca insan işsizdir, milyarlarcası açtır. Ve bu sistemde yürütülen borsa, çek, senet gibi sanal kumar işlemleri ekonominin temel tanımlanması durumuna getirilmiştir. İnsanlık tarihinin temel ekonomik faaliyeti olan tarım ve tarımın alanı olan köyler yok olma eşiğindedir. Bu durumun ortadan kaldırılabilmesi için ekonominin gerçek tanımı ve gereklilikleri üzerine toplum bilinçlendirilmeli, bu çerçevede kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için örgütlenebilmelidir. Dayatılan sistemin dışında da ekonomik sistemin olabileceği bilinmeli, bunun için çalışılmalıdır. Zaten toplum politika yaparak yaratılmak istenen sınıfsallaşmaya karşı durur. Politik toplum sınıfsız toplumdur. Bunun somut örneği Kürdistan ve Ortadoğu gerçeğinde köylerde yaşanan gerçekliktir.
Bu yaşamın temel ilkelerinin korunması, güncellenmesi gerekir. Bu yolla devletli sistemin biyo iktidar- eko-iktidar politikaları boşa çıkarılabilir. Dikkat edilirse mevcut durumda devletin en büyük karşı hamlesi bu alandadır. Devletçi iktidarcı ekonomi sistemlerine karşı toplumsal ekonomiyle ilgili hem tarihsel hem güncel binlerce örnek vardır. Bu konuda Kürdistan’da güncel görev, acil görev dünyanın dört bir yanına dağılmış, topraklarından kopartılmış halkın acilen topraklarına dönüşünün her boyutuyla örgütlenmesidir.
Üzerinde durulması gereken üçüncü bir boyut din konusudur. Din egemenlerce toplumun boyunduruk altına alınması için ideolojik kalıpların oluşturulduğu bir alan olmuştur. Tabi dinler insanlığın başlangıcından beri var olan bir gerçeklik olmasına ve toplumun varlığını sürdürmesi için temel olgulardan biri olmasına karşın, egemenler dinin özündeki vicdani, ahlaki öğeleri tahrip edip, yaratmış oldukları düşünce tarzıyla toplumu dogmaların, kalıpların esiri yapmışlardır. İslamiyet’teki caminin toplumsal sorunların çözüldüğü alanlar olma gerçeği unutturulmuştur. Cami bazı dini ritüellerin yapıldığı yerlere indirgenmiş, toplumsal anlamı egemenlerce tahrip edilmiştir.
Buna karşı tarihten günümüze pek çok mezhep ve tarikat ortaya çıkmıştır. Toplumun politik-ahlaki özünü koruyan bu mezhepler ve tarikatlar günümüz dünyasında toplumda halen yaşamaktaysa da etkileri zayıflamıştır. Özelde kapitalist modernite başlangıcında geliştirdiği Protestanlıkla toplumun, dinin ahlaki yönünü yok ederek burjuvanın büyümesine zemin hazırlamıştır. Günümüzde de gerek Hıristiyanlık, gerek Yahudilik, gerekse de İslam dinini menfaatleri için kullanan egemenler, dünyayı bu noktada da yaşanmaz konuma getirmişlerdir. Dini egemenlerin siyaset alanı olmaktan çıkarmak demokratik siyasetin başlıca görevidir.
Saydığımız bu boyutlar dışında da pek çok boyutta kapitalist modernitenin topluma saldırısı vardır.
Kültür-sanat alanı tam bir ticaret alanına dönüşmüş, sanat, toplumun gerçekliği ve yaşamın güzelliğinin yansıtmanın edimi olarak tanımlanabilecek bir alan olması gerekirken pazara dönüşmüştür. Sanat alanı egemenlerin politikalarının uygulanma alanına dönüştürülmüştür. Ayrıca sanatçıların politikadan-toplumdan koparılma gerçeği, kopukluk durumu sanat ve sanatçılık gerçeğinin dünyada yaşadığı gerçeği ortaya koymaktadır. Tarihte pek çok sanatçı iktidarlara muhalif duruşun sahibiyken, günümüz sanatçılığı iktidarın paralı işçisi, gönüllü işçisi konumundadır.
Sağlık sektörü insanların yaşamlarının daha sağlıklı, daha iyi geçmesi için bir alan olması gerekirken mevcut durumda bir iş sahasıdır. Hatta pek çok hastalığı ortaya çıkaran bir sektördür. Böylelikle kendisine para kazanma alanı yaratmaktadır. Geçmişte pek çok toplumda var olan doğal ilaçlarla tedavi eden hekimler “geri” oldukları iddiasıyla yok olma sınırına getirilmişlerdir. Sağlık alanı da toplumun temel ihtiyaç alanlarından biridir.
Eğitim, toplumun varlığını sürdürebilmesi için gerekli temel alanlardan biriyken mevcut durumda kapitalist modernitede egemenlerin, devletin denetimindedir. Ailenin evde verdiği eğitimi de yeni politikalarla ellerinden alıp insanı bebeklikten ölümüne kadar tam tek tip bir insan yaratmak için tüm hızıyla politikalar geliştirmektedir. Bu politikalar sistemin ihtiyaçlarına göre bir birey yaratmak içindir. Toplumun özgürlüğü ve toplumun politik yapısının sağlıklı işleyebilmesi için eğitim işinin egemenlerden alınıp toplumun kendisinin yürütmesi zorunludur. Kürdistan’da Ahmedê Xanê’nin medresesi ve Kürdistan, Ortadoğu’nun dört bir yanındaki medreseler, ocaklar toplumsal eğitimin somut örneklerindendir. Ulus devlette yaratılmak istenen, yaratılan tek tip birey gerçeği toplumun özgürlüğünün değil sistemin işleyişinin bir dişlisi veya devletçi politikanın memurudur.
Bu boyutların hepsini ilgilendiren iki temel boyuttan biri toplumun siyasal örgütlenmesidir. Kapitalist sistemde bürokratik, merkeziyetçi örgütlenme esasken demokratik siyaset herkesin politik özne olmasını, yerellerin inisiyatif ve karar sahibi olması esasları üzerinden yürür. Devletçi politika toplumu din, dil, ulus, mezhep gibi pek çok şekilde bölüp yönetmeyi esas alırken, demokratik siyaset demokratik ulus anlayışıyla tüm toplumsal kesimlerin karar ve söz sahibi olmasını amaçlar ve bu şekilde örgütlenir. Birincil amaç bir partinin oy alıp meclise girmesi değildir. Öncelikli amaç toplumun örgütlenmesidir. Tabi meclise girmek gibi bir amaç yoktur denilemez. Öyle bir imkan varsa bu da halkın menfaatleri doğrultusunda çalışma yürütmek için kullanılmalıdır. Ama amaç oy değil, örgüt yaratmaktır. Yaratılacak örgütle halka devletten bir şey beklemeden kendini örgütleyerek her şeyin başarılabileceği anlatılmalı, kavratılmalıdır. Politikayı vatandaşın oy vermesine indirgeyen anlayışlara karşı alternatif siyaset yapmak toplumun özgürlük çalışması için hayati önemdedir. Parlamentarizme karşı mücadele etmek demokratik siyasetin temel işlerinden biri olmalıdır. Türkiye demokrasi tarihinin dönüm noktalarından sayılabilecek DEV-GENÇ parlamentarizme karşı demokratik siyaset çizgisinin mücadelesinin sonucudur.
Ayrıca tüm bu boyutların sağlıklı örgütlenmesi, örgütlenen, kazanılan değerlerin korunması için toplumun öz savunması boyutu önemli bir boyuttur. Toplumun savunulmasını devlete devretmek kuzunun kurda emanet edilmesiyle eşdeğerdir. Bu değerlerin korunması için her boyutta sağlam bir örgütlenme demokratik siyasetin önemli bir ayağıdır.
Kürdistan özgürlük hareketi bunu uzun yıllar gerilla ile yapmıştır. Geri çekilme sürecinde olsa bile gerillanın bu görevi halen vardır. Halkın kendi kendini her boyutuyla koruyacak özgür bir konuma gelene kadar da gerillanın misyonu tamamlanmış sayılmaz.
Tüm bu saydığımız boyutlar birbirine bağlıdır. Birbirinden koparmak yerine birbirini tamamlamak, çok boyutlu mücadelenin bir gereğidir. Ve bu çok boyutlu mücadele başarının şartıdır. Unutmamak gerekir ki bırakılacak her boşluğu karşı taraf, devlet dolduracaktır.
Sistemin çok boyutlu, sürekli saldırıları ve politikalarına karşı çok boyutlu ve kesintisiz, büyük bir tempoyla yürütülecek demokratik siyaset toplumun özgürleşmesinin yoludur.
Kapitalist moderniteye karşı demokratik modernitenin büyük hamlesi hem Kürdistan hem de Ortadoğu’da özgürlüğü müjdelemektedir.
Bu hamlenin omuzlayanları, yürütücüleri aşkla, şevkle çalışan öncüler kadrolar olmalıdır. Bu hamlenin başarısı için bir kadronun öncülük görevi dışında yüzlerce öncü yaratmak gibi bir görevi de vardır.
Yaşam teorisiz, düşüncesiz, beyinsiz kurulamaz ve yaşamın her alanında bir kurulum gereklidir. Bu da akademi ile olmalıdır. Kimse akademik görevlerinden kaçamaz, kimse bu görevi başkalarına ait olarak göremez. Birileri birilerinin yerine düşünebilir, ama bu adil olmaz, devletçi bir yaklaşım olur. Bu yazıya konu olan şeyler ve binlerce sorun ve konu tartışıp çözülmeyi beklemektedir. Yukarıda belirtilen tüm alanlarda devletçi anlayışlara karşı demokratik anlayışları açığa çıkarıp bunun alternatifini üreten, uygulayan akademilerin her alanda kurumsallaşması demokratik siyasetin görevlerindendir.
Sonuç olarak, demokratik siyasetin bazı boyutları ve görevlerine dair ana hatlarıyla bazı düşünceler bunlardır. Bunların ve daha pek çok boyutun tartışılması pratikle iç içe yürütülmesi demokratik hamlenin zaferinin şartıdır.
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
