Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $rootPath in /home/komunar/public_html/tr/includes/settings.php on line 49
BEKLE GÖR MÜ, TOPLUMSAL İNŞA MI? | Komunar.NET

BEKLE GÖR MÜ, TOPLUMSAL İNŞA MI?

17 Gulan 2013 În

Gün, hep birlikte süreci gerektiği düzeyde omuzlama günüdür. Kürt halk önderliği Öcalan’ın ‘şimdi sıra halkın kendisindedir’ sözünü doğru okuyup, bu temelde mücadelenin en ön saflarında yer alma günüdür

Deniz GEM

Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ‘Demokratik Kurtuluş ve Özgür İnşayı Sağlama’ dönemi olarak nitelediği halkların bir arada özgürce yaşama projesi her geçen gün daha geniş kesimlere ulaşmaktadır.Süreç itibariyle Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’da bulunan tüm toplumlarda büyük bir heyecan havası hâkim olmuş haldedir.

Bu nedensiz değildir. Bin yıllardır bu topraklarda yürütülen iktidar savaşları toplumları canından bezdirir duruma getirmiştir. Halen de Ortadoğu topraklarında emperyal güçlerin zenginliklerine zenginlik katma savaşları devam ederken böylesi bir sürecin insanlığın gündemine oturması kurtuluş umudunun yükselmesini de beraberinde getirmiştir. İktidar savaşlarına alet edilen toplumların bir farkındalığa ulaşması ve bu farkındalık çerçevesinde kendi çözümünü kendi geliştirme çabası eskisinden çok daha yoğun bir şekilde pratikleşmektedir.

Tarih boyunca verilen mücadeleler göz ardı edilmeksizin gelinen aşamanın anlaşılması önemlidir. Bu süreçler anlaşılmaksızın geliştirilecek yeni yöntemler eninde sonunda hâkim sistemin çıkarlarına hizmet etmekten öteye gidemeyecektir. Tarihin derinliklerinden gelen ve bugün kendisini hala toplumun büyük bir kesiminde sürdüren direniş ve özgür yaşam geleneğine denk bir duruşa sahip olmak bunu gerekli kılmaktadır. Bundan kaynaklı olarak belirlenen hedeflerin başarıya ulaştırılmasında toplumsal öncülüklerin sorumlulukları belirlenmek durumundadır.

Tarih boyunca insanlık kendi yaşamını bir düzene kavuşturmak amacıyla yoğun zihinsel çaba içinde olmuştur. Ancak günümüzde büyük bir zihni krize girilmiştir. Bunu insanlığın içinde debelendiği sorunlardan anlamak mümkündür. Kapitalist modernitenin topluma indirdiği darbeler nedeniyle toplum en zayıf halini yaşamaktadır. Kapitalist modernite önüne gelen her şeyi yutup tüketmektedir. Zorla, baskıyla, şiddetle yaptıklarının yanı sıra, sinsi ve çok ince yöntemlerle de toplumsal değerler sisteme entegre edilmektedir.

Önder Apo’nun literatürümüze yerleştirdiği ‘ulus-devlet canavarı’ toplumun kılcal damarlarına kadar yaydırılan ‘Kültürel Soykırım’ yöntemiyle insanlığın gündemine oturmuş durumdadır. Zorla, şiddetle, baskı ve işkenceyle, katliam ve yok etmeyle etkisi altına alamadığı toplumları kültürel soykırım aracılığıyla etkisiz hale getirmekte, var olan direnişi ve doğabilecek potansiyeli ortadan kaldırmaktadır. Bu şekilde fark etmeksizin toplumlar, toplumsal kesimler sisteme bağımlı kılınmakta, kapitalizmsiz bir şey yapamaz gele gelmektedirler.

Günümüz toplumlarında hemen hemen her kesimin bir şekilde sistemle bir mücadele gerçekliği içerisinde olduğu belirtilir. Ancak gerçekten de verilen mücadele ne derece toplumsal gelişimi sağlamakta ve özgürlük amacı doğrultusunda bir başarıya ulaşılmaktadır? Mücadele gerçekliğine yüklenen anlamın her geçen gün daha da sıradanlaştığı gerçekliğinden yola çıkacak olursak, alacağımız cevap ne yazık ki iç açıcı olmayacaktır. Ancak gelinen aşamada gözyaşı dökme zamanı değildir. Dökülecekse bile yaşamın egemenlerin elinden alınması ve özgürlüğüne kavuşturulması doğrultusunda dökülecektir.

Sistem Boşluk Affetmez

Ortadoğu ve Orta Asya toplumlarının en büyük özlemi olan özgür yaşamın inşası süreci belki de en çok Kürt toplumunun susuzluğunu çektiği bir durumdur. Bin yıllardır, egemen sistemin her türden saldırılarına maruz kalan Kürt toplumu ve Kürdistan coğrafyası, elinden zorla alınmış özgür yaşamını tekrardan kendi öz benliğiyle inşa etme heyecanını yaşamaktadır. Önder Apo’nun büyük bir umut ve heyecanla açtığı bu sürecin başarıya ulaşması Ortadoğu toplumları başta olmak üzere dünyada bulunan tüm ezilenlerin kurtuluşunu sağlayacağı her geçen gün çok daha iyi anlaşılmaktadır. Dünyada farklı mücadele sahalarında bulunan hareketlerin yönünü Kürdistan coğrafyasına vermesinin temelinde de bu gerçeklik bulunmaktadır. Bundan sonrası bize kalmıştır. Var olan beklentileri boşa çıkarmamak için dönem itibarıyla yapılması gerekenlerin yapılması bu açıdan önemlidir.

Önder Apo’nun bu süreç içinde yaptığı açıklamaların birinde; “Bu koşullar içerisinde benim yapacaklarım bunlar, bu sürecin başarıya ulaşması ve özgür yaşamın inşası artık halkın sorumluluğundadır” demesinde bu gerçeklik yatmaktadır. Bu temelde toplum olarak, özelde de Kürt toplumu olarak sürecin ağırlığına varmak gerekir. Sürecin ruhunu yakalamadan sürece katılım sağlamak beyhude bir uğraş olacaktır. Koşuşturan bir tarzın ötesine geçiş olmayacaktır. Evet, koşuşturacağız, hem de eskisinden çok daha fazla bir koşturmacanın içerisine gireceğiz. Ancak bu koşturmamızın neye, kime hizmet ettiğini çok iyi bir şekilde bilince çıkarmamız gerekir. Bu da yerinde ve zamanında gerekenlerin yerine getirilmesini ön görmektedir.

Gerillanın çekilme kararının ardından çok yoğun bir tartışma süreci gelişmiştir. Süreç tartışılmak durumundadır. Yapılanların, yapılacakların üzerinde derinlemesine durulmalıdır. Ancak bu tartışmalar söylemden öteye gitmiyorsa burada bir sorun var demektir. Sistemin tarih boyunca böylesi süreçlerde en çok geliştirdiği durumun bu olduğunu belirtmek yanlış olmayacaktır. Oyalayarak kendi istediği tarzda bir süreci geliştirmek temel amaçtır. Her kim olursa olsun, devletçi zihniyetin ötesine gidilemediğinden, göz önünde bulundurulan devletin çıkarlarıdır. Toplumun refahı ve özgürlükleri ikinci plana atılır. Devletlerde bulunan hükümetler, partiler tüm iyi niyetlerine rağmen eninde sonunda iktidar rüyasına kapılıp kendisini yaşatma çabasında olur.

Kürt toplumunun süreç itibariyle içinde bulunduğu pozisyon nedeniyle devletin, hükümetin elinin güçlendiğini belirtmek durumundayız. Tarihten bu yana toplumun içine girdiği fedakârlık göz önündedir. Bir an olsun özgür yaşamdan bir adım geri atmadan mücadele yerini almıştır. Ancak bunun yanı sıra egemen sistem de boş durmaz. Özellikle de böylesi süreçlerde sistem gördüğü boşluklardan toplumları kendi denetiminde tutma becerisine sahiptir. Yaşamda ve mücadelede yaşanan boşlukları dolduramayan toplum, sistemin her türden sinsi ve çirkin uygulamasına maruz kalmaktan kurtulamaz. Yarattığı rehavet havasıyla toplumları savunmasız bir pozisyona getirir. Henüz ufukta bir şey görünmemişken geminin gelip limana yanaştığı ve yükünü boşalttığı hissini yaratır. Beklentiye sokarak seyirci konumunda tutar. Refleksleri en alt düzeye indirir. Her hangi bir reaksiyon esnasında ‘hassasiyet’leri devreye koyar. Ama bunun yanı sıra kendi politikalarını uygulamaktan da geri durmaz. Hatta daha derinlemesine, daha önce yapmaya cesaret edemediği politikalara da yeltenir. Bugün AKP hükümetinin tüm bakan ve milletvekillerini Kürdistan’a göndermesi ve rahat bir şekilde dolaştırıp, kendi propagandasını yaptırması da bunun ürünüdür.

Bir Yerden Başlanılmalıdır

Kürt halk önderliği somut anlamda bundan sonrası için sorumluluğun halka geçtiğini belirtti. Dört duvar arasında yıllardır büyük bir azim ve kararlılıkla yaşanan çatışmaların sona ermesi ve toplumların özgür birlikteliğinin sağlanması temelinde durmaksızın bir mücadele sahibi oldu. İşkencelere, hakaretlere, zehirlenmelere maruz kaldı ancak bir adım bile geri atmadı. ‘ilkede katı uygulamada esnek’ olduğunu belirten Kürt halk önderliğinin doğru yoldaşı olmak bu süreçte her birimizin en temel sorumluluğudur. Halkın eylemselliğiyle sürecin hızlandırılabileceği ve önderliğin elinin güçlendirilebileceği bilinmek durumundadır. Bugün eğer Türk devleti ve hükümeti uygulamada ağır bir tarzı kendisine esas alıyorsa tamamıyla bu konudaki zayıflığımızdan kaynaklanmaktadır.

Mücadele edilmeksizin, reaksiyon yaratılmaksızın, refleks gösterilmeksizin barajların yapımı durdurulmaz, Kürt halkının kara lekesi konumunda olan koruculuk lağvedilmez, siyasi ve askeri operasyonlar kesilmez, köye dönüşler sağlıklı bir şekilde gerçekleşmez. Yine Kürt halk önderliği başta olmak üzere tutsak edilmiş Kürtler ve özgürlük militanları özgürlüğüne kavuşamaz. Yine analar ağlayacak, çocuklar sınır hatlarında devletin döşediği mayınlardan paramparça olacak, yine dilimiz yasaklanacak, renklerimiz kirletilmek istenecek, soluduğumuz hava zehirlenecektir. Ki bu süreç devam ederken bunların hepsi yaşanmaya devam etmektedir. On yıllardır korucuların uygulamaları hala devam etmektedir. Ekonomik kalkınma ve enerji sağlama adı altında Kürdistan’ın cennet coğrafyasını yaşanmaz bir hale getirme ve gerillanın geçiş hatlarını kesme amaçlı sürdürülen baraj yapımları yaygınlaştırılmaktadır. Kürt çocukları, gençleri, anne ve babaları, yediden yetmişe fark gözetmeksizin köşe başlarında toplanıp işkencelerden geçirilmekte, hakaretlere maruz kalmakta, zindanlara konulmaktadır. Devletin geçmiş katliamlarından, baskı ve şiddetinden kaçan Kürtlerin kendi köylerine, topraklarına dönmeleri önünde engeller oluşturulmakta, ‘köylerini PKK’nin yaktığını’ söyletmeye, buna dair belgeler imzalattırmaya zorlanmaktadırlar.

Siyasi tutsaklara karşı sindirme politikaları, faşizan uygulamalar sürmekte tutsak ölümleri devam etmektedir. Kadın cinayetleri her zamanınkinden daha fazla gazete köşelerinde yer almaktadır.

Bir yerden başlanılmalıdır. Bu sürece katılım sağlamak bunu gerektirir. Vicdan sahibi herkesin kendisini var olan bu süreçten sorumlu görmesi, bekle gör pozisyonundan çıkarıp aktif bir şekilde mücadele alanlarında özgür yaşamı inşa faaliyetlerine katılımını sağlaması gerekir. Var olan örgütlülüğü doruğa ulaştırmak, zaferle taçlandırmak bunu gerekli kılmaktadır. Devletin ve hükümetin basın yoluyla yürüttüğü özel savaş politikalarına kanmaksızın inşa çalışmaları yoğunlaştırılmalıdır. Barış, kardeşlik, özgürlük yerinde oturarak, birilerinden bekleyerek, izleyen pozisyonunda kalarak sağlanamaz.

Şimdiye kadar sağlanamayan bütünselliği gerçekleştirme zamanı gelmiştir. Genci, yaşlısı, kadını erkeği, çocuğu, toplumun her kesimi bu süreçte aktif bir şekilde rol almak durumundadır. Kendi toplumsal sistemini inşa etme hareket gerektirir.

Kadın ve Gençlik Toplumun Öz Savunma Güçleridir

Kürt halk önderliği bu süreci en çok omuzlaması gereken toplumsal kesimin gençlik ve kadın olması gerektiğini önemle vurgulamıştır. Toplumun iki dinamik gücü olan kadın ve gençlik, inşanın sağlanmasında da öncülük görevini devralmak durumundadır. Süreci ve görevlerini tanımlayabildikçe doğru bir katılım sağlayabilecek olan kadın ve gençlik, zamana bırakmaksızın örgütlenme alanlarını geliştirmelidir. Hayati konumda ve öncelikli görev ise öz savunmanın geliştirilmesi ve yaşamsallaştırılmasıdır. Gerillanın çekilme durumunu da göz önünde bulundurarak ileride gelişebilecek saldırılara cevap olmak bunu gerekli kılar. Öz savunması yetersiz bir toplum sistemin saldırılarına maruz kalan toplumdur. Gelişen saldırılar karşısında boyun eğen, teslimiyete kadar giden toplumdur. Kürt toplumu, yürüttüğü mücadele gerçekliği de göz önünde bulundurularak, her alanda öz savunma birliklerini geliştirmek durumundadır. Egemenlerin yürütmek istediği politikaların boşa çıkarılması bununla ilintilidir. Öz savunma olmaksızın elde edilecek her başarının kısa bir süre içerisinde sisteme hizmet eder hale gelmesi kaçınılmazdır.

Toplumun temel değerlerinin korunması öz savunmayla mümkündür. Tarih boyunca sistemin kendi çıkarları temelinde tükettiği tarihsel toplum zenginliklerinin, her an geliştirdiği özel savaş politikalarıyla çürüttüğü, içinin boşaltıldığı ahlaki-politik değer yargılarının öz dinamiklerine kavuşturulması öz savunmanın daha belirgin bir şekilde yaşamsallaştırılmasıyla mümkündür. Bu temelde yaşamın her alanında, evde, sokakta, mahallede, işte, okulda öz savunma birlikleri geliştirilmelidir.

Sistemin özel savaş politikalarına karşın bu birlikler geliştirecekleri örgütlülükler sayesinde doğru bir duruşa sahip olabilecektir. Bulunduğu her alanda, başta kendileri olmak üzere, sisteme ve saldırılarına karşılık nasıl cevap verilmesi gerektiğini kavratacaktır. Fuhuş, spor, popüler kültür, uyuşturucu madde gibi zehirleri her an toplumlara, özelde de toplumun dinamik gücü olan gençlere ve kadınlara aşılayan sisteme cevap olmak bunu gerektirir. Geliştirecekleri farklı etkinlik alanlarıyla kendi toplumsal alanlarını oluşturacaklardır. Bu sayede toplumun yaşamsal ihtiyaçlarına da doğru bir temelde cevap olabileceklerdir. Gençler ve kadınlar toplumsal ihtiyaçları giderdikleri derece toplumu devlete bağımlılıktan kurtarabilirler. Toplumda devlet olmaksızın da toplumun kendisini oluşturabileceği anlayışını geliştirip, bu temelde halka öncülük edebilirler.

Bunun yanı sıra sistemin şiddet içerikli saldırıları da geliştirilecek öz savunmayla boşa çıkarılacaktır. Hala sürmekte olan gözaltı ve tutuklamalar gelinen aşamada insana acı vermektedir. Bu derece bir örgütlülük ve bilince kavuşulmasına karşın hala devletin bir polisi kalkıp bir Kürt insanını sokak ortasından, herkesin içinden ya da evini basıp darmadağın ederek gözaltına alıyor ve tutuklanıyorsa çok ciddi bir sorun var demektir. Kadın ve gençlik geliştireceği öz savunma gücüyle bu tür saldırıları da bertaraf eder düzeye gelecektir. Değil gelip gece yarıları ev basmak, bundan sonrasında elini kolunu sallayarak -Kürtlere tepeden bakan, ezilmesi gereken böcekler olarak gören yaklaşımlarla- serbestçe dolaşamayacaktır. Öz savunma güçleri toplumsal alanda yaşanan sorunlara kendi öz güçleriyle müdahalelerde bulunacak, devleti ve devletin sözde güvenlik kurumlarını stabilize edecektir. Bu şekilde toplumsal öz güven sağlanabilecek, kendi kendine yetme kararlılığı açığa çıkarılacaktır.

Her Eylem Serhıldanlaşmalıdır

Yine bu süreç açısından öz savunma kadar önem arz eden bir başka nokta da var olan örgütlülüğün sokağa taşırılmasıdır. Yaşamın her alanında daha geniş kitlelere ulaşma ve süreci anlaşılır kılma çabasının geliştirilmesidir. Sürecin daha doğru ve sağlıklı bir şekilde başarıya ulaşması yolunda yapılması gerekenlerin yüksek sesle dillendirilmesidir. Bu temelde bazı eylem tarzlarının aşılması önem arz ediyor. Bu eylemsellik tarzlarının ötesine geçilerek daha fazla ses getirecek, sistemi köklerinden sarsacak ve gerekleri yerine getirme noktasında zorlayacak eylem tarzlarının geliştirilmesi gerekir. Eskinin basın açıklaması, oturma eylemi, yürüyüşü, mitingi süreci karşılayacak yetkinlikte değildir. Bu eylem tarzları da anlamlıdır. Ancak sürecin bundan daha fazlasını gerekli gördüğü aşikârdır. Bu eylem tarzları sistemin kendi politikalarını daha fazla yaşamsallaştırması ve kendine zaman kazanma noktasında yararlı olduğu belirtilse abartılı olmayacaktır. Daha radikal eylemselliklerin geliştirilmesi dönem görevlerindendir.

Özelikle bazı konularda daha zorlayıcı olunması gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere koruculuk sistemi başta olmak üzeri, barajların yapımı, köye dönüşler, operasyonlar, siyasi tutsakların durumu, anadilde eğitim ve Kürt halk önderliği Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması konularında daha ısrarcı ve sürükleyici olabilmemiz gerekir. Her fırsatı doğru değerlendirerek, daha fazla kitlelere nasıl ulaşabiliriz bunun hesabın yapmamız gerekir.

Sınır hatlarında hala Kürt çocuklarının ve gençlerin canını alan mayınların temizliğinin yapılması, işgalci konumunda bulunan ‘kalekol’ların oluşturulmasına izin verilmemesi, bölgeye getirilen asker, polis ve farklı devlet memurlarına gerek kalınmadığının anlaşılması ve anlatılması yönünde isyan çığlığının yükseltilmesi gerekir. Hala öğretmenlik ya da imamlık adı altında Kürdistan’a cemaat kadroları gönderilmekte, Kürt çocukları ve gençlerinin beyni yıkanmaya çalışılmaktadır. AKP’nin bu süreçle beraber tüm gücünü Kürdistan’a kaydırması da böyle okunmak durumundadır. Böyle okunmadığı sürece sistemin yürüttüğü ve yürüteceği politikaları da anlayamayacağız. Bu ve benzeri yaklaşımlara fırsat tanınmaması serhıldan havasında özgür yaşam inşasının sağlanmasıyla mümkündür. Ki Kürt halk önderliği Öcalan savunmalarının beşinci cildi olan ‘Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü’ kitabında her şeyin olduğunu, bu temelde herkesin tekrar tekrar okuması gerektiğini vurguladı. Bu sürece yüreği ve beyniyle inanan herkesin kesin kes okuyup, bu temelde kendisini bir değişimden geçirmesi gerekir. Kürt halk önderliği Öcalan’ın düşünceleri, felsefesi anlaşılmaksızın Öcalan’ın ardılı, takipçisi ve militanı olduğunu iddia etmek yetersiz olacaktır. Var olan bağlılığın bir bilince kavuşturulması gerekir. Beşinci savunma başta olmak üzere tüm savunmaların okunarak anlaşılır kılınması ve topluma taşırılması gerekir. Yine bu konuda da öncülüğü elinde tutan gençlik ve kadın olacaktır.

Toplumsal İnşa Zamanıdır

Bu süreç Kürt halk önderliği Öcalan’ın inisiyatifiyle başladı ve belli bir düzeye ulaştı. Şimdi sürece eylemsellikleriyle yön verecek olan biziz, yani Kürt toplumu, gençler, kadınlar, Türkiye’deki demokratik çevreler, özgürlükten, halkların özgür birlikteliğinden ve kardeşliğinden yana olan her toplumsal hareketin görevidir.

Gün evinde oturup, nasıl olsa Kürt halk önderliği ve özgürlük hareketi süreci yürütüyor deme zamanı değildir.

Gün, bu süreci bazı çevrelere, kesimlere, kişilere havale etme zamanı da değildir.

Gün, hep birlikte süreci gerektiği düzeyde omuzlama günüdür. Kürt halk önderliği Öcalan’ın ‘şimdi sıra halkın kendisindedir’ sözünü doğru okuyup, bu temelde mücadelenin en ön saflarında yer alma günüdür.

Gün, toplumsal inşayı güçlü bir şekilde yaşamsallaştırma, tarihsel kazanımları koruma, özgür yaşamı kurma günüdür.

Gün, Kürt halk önderliği Öcalan’a yoldaş olma, açtığı yolda kararlıca, bir anını bile boş geçirmeksizin mücadeleyi büyütme günüdür.

Gün, toplumsal yaşamın her alanını örgütleme ve serhıldan havasında eylemler geliştirme günüdür.

Gün kadın ve gençliğin doğru öncülüğü göğüsleme ve her türden sıradanlığı, sistemsel saldırıları öz savunmayla bertaraf etme günüdür.

Gün, tarihsel toplum ekseninde demokratik siyasetin geliştirilmesi günüdür.

 

****


Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42