ŞİDDETE KARŞI EN ANLAMLI MÜCADELE ÖZGÜR YAŞAMI İNŞA ETMEKTİR

04 Kasım 2014 Salı

Belki dünyanın her yerinde kadın olarak yaşamak zordur. Ama Ortadoğu da bir kadın olarak yaşamak her şeyden daha zordur.

Dicle TEKMAN
25 Kasım, Mirabel kardeşler anısına Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü olarak belirlenmiş bir tarihtir. Fakat bu mücadelenin tek bir gün olarak değil, yılın 365 gününün her saniyesinde kadın şiddetine karşı mücadele olarak anılması daha fazla önem taşımaktadır. Bugün dünyada şiddete maruz kalmayan kadın neredeyse yok gibidir.Giderek daha da yaygınlaşan ve bir kültür haline dönüşen bu şiddet kültürü, kendisini kadın üzerinden meşrulaştırarak bugün yedisinden yetmişine herkesin uyguladığı bir araç konumundadır. Şiddet olgusu genelde uygarlığın özelde ise kapitalist modernitenin ideolojik ve sistematik olarak başta kadın olmak üzere toplum üzerindehâkimiyet sağlamak amaçlı geliştirdiği temel bir araç olmaktadır.İktidar amaçlı geliştirilen bu şiddet aracı kadın üzerinden kendisini sürdürmekte ve kadına yaşam hakkı tanımamaktadır.
Kadına yönelik şiddetin içeriği kapsamlı ve köklüdür. Bugün kadınların maruz kaldığı şiddeti salt kaba dayak, fuhuş, tecavüz, taciz ve öldürme gibi olgularla sınırlandırmak veya istatistiklere bağlamak yanlış ve yanılgılı bir yaklaşımdır. Çünkü kadına yönelik uygulanan şiddeti bugün değişik biçimlerde dünyanın her yerinde görmek mümkündür. Yani şiddet salt fiziki bir olgu değildir. Ekonomik, sosyal, fiziksel, duygusal, cinsel şiddet-tecavüz, kadın ticareti, recm, kadın sünneti, zoraki evlilik, çocuk evlilikler, toplu kaçırmalar ( Boko Haram örneği ) vb. birçok şiddet biçimlerinisıralayabiliriz. Kapitalistsistem dünyanın dört bir yanında kadına karşı şiddeti meşru kılmakta bir meta, pazar konumuna getirmektedir.Kadını en fazla düşüren şiddet,toplumda bir meta, Pazar konumuna düşmesi bir finans kaynağı, kar-sermaye haline getirilmesidir.
Belki dünyanın her yerinde kadın olarak yaşamak zordur. Ama Ortadoğu da bir kadın olarak yaşamak her şeyden daha zordur. Tarihten bugüne hiç değişmeyen savaşların, katliamların, yoksulluğun, göçerliğin ve açlığın, işkencenin ve de direnişlerin en yoğun yaşandığı bu kadim topraklarda hiç bitmeyen acılarıyla bir kadın olarak yaşamak kuşkusuz çok daha zordur. Yaşamın kadınla özdeşleştiği noktada kadının yok edilişi yaşamın yok edilişi anlamına gelmiştir. Dolayısıyla kadına karşı şiddet Ortadoğu’da daha derin ve sistematiktir. Müslüman ülkelerde kadın adeta şiddete uğramıyor, kırımdan geçiriliyor.Din ve şeriat adına yapılan fetvalar ilk olarak kadınları hedef almakta ve cihat evliliği adı altında cinsel meta olarak kullanılmaktadır.Egemen erkek iktidarınbugünkü son versiyonu uluslararası güçlerin karayüzlü celladı IŞİD olmaktadır.Kadınlar savaşların başta gelen mağdurudur. Savaş ganimeti olarak esir alınıp, köleleştirilen,alınıp-satılan bir nesnedir.
Kürdistan da ise kadına yönelik şiddet politikaları stratejik anlam taşımaktadır. Sistemin ve devletin birçok özel kurumlarının da içinde bulunduğu şiddet politikaları, çok amaçlı yürütülmektedir. Kürt toplumunda hâkim olan namus anlayışı, töre cinayetleri, küçük yaşta evlilik, baskıvb. sorunlar kadın cinsi üzerinde somutlaşmış egemen erkek iktidarın kendisini sürdürebildiği temel araçları olmuştur. Şiddeti kadına hak gören, meşru kılan egemen erkek, iktidarının elinden gideceği korkusunu hep yaşamakta, kadın karşısında kahraman kesilen kof erkek, sistem karşısında tam bir köle durumuna düşmektedir.
Fakat bugün Kürdistan’da Önderliğimizin büyük çabalarıyla kadın özgürlük mücadelemiz gelişti ve Kürt kadını kendi irade ve örgütlü gücüyle evrensel bir mücadeleye dönüştü. Bu mücadelenin ortaya çıkardığı önemli bir toplumsal değişim ve dönüşüm söz konusudur. Bilinçlenen kadın, özgürlüğü için kendi iradesine, kimliğine, diline ve kültürüne sahip çıktığı için, egemen erkeğin büyük tehditlerine ve pervasızca saldırılarına maruz kalıyor.
Kadına yönelik şiddete karşı başta Kürt kadınlarına ve bu fikir ve eylemde ortaklaşan tüm kadın cephesine önemli görevler düşüyor. Kadına karşı şiddet mücadelesini evrensel bir düzeye kavuşturmak ve etkili bir eyleme dönüştürmek ancak, kadınları bir örgütlülük içerisine çekebilmekle mümkündür.Kadınların toplum içerisinde yaşadıkları sorunlara cevap arayacak bir örgütlülüğe ihtiyaç vardır. Aynı zamanda toplumun sorunlarını da içeren bir mücadele gerektirmektedir. Kadında ki pozitif enerjiyi açığa çıkarmak örgütlü kadın olmakla mümkündür. Örgütlü güç olmak demek, çözüm gücü olmak demektir.
Kadına karşı şiddet mücadelesini uluslararası platforma taşımak yine Kürt kadın özgürlük hareketi öncülüğünde sağlanmalıdır. En örgütlü ve öz güce kavuşmuş hareket kuşkusuz, Önder APO’nun yarattığı kadın özgürlük hareketidir. İdeolojisi, felsefesi ile tarihsel ve kültürel mirasıyla dünya kadın hareketi misyonuna rol oynayabilecek bir potansiyel taşımaktadır.
Kadına karşı şiddet mücadelesi bugün dünya çapında çok fazla etkili olmamakta, rutin ve cılız bir tarzda ilerlemektedir. Şiddete karşı mücadele salt dönemsel olarak sokaklara çıkıp, dans ederek eylem yapmak olmamalıdır. Elbette sokakları da kapsamaktadır. Bu eylemi basit görmüyoruz. Ama öncelikle konuya stratejik bakılmalı, uzun vadeli düşünülmelidir. Çünkü şiddet sadece kadınların sorunu değildir, toplumun ve hatta doğa-evrenin bütünlüklü sorunudur. Eril düzen şiddeti herkese karşı uygulamaktadır. Öyleyse buna karşı mücadelede bütünlüklü ve çözüm geliştirebilecek temelde olmalıdır.Şiddete karşı mücadeleyi öncelikle zihniyette başlatmakgerekir. Kadınlar olarak zihniyet alanında ortak, kolektif bir mücadele tarzı yürütülmelidir. Özgür yaşamda ısrar eylemleri dünya kadın hareketlerinde ortaklaşabilmelidir. Yaşamın her alanında kadının bilinç, irade kazanacağı mekânlar oluşturmak şiddete karşı en büyük eylemdir. Yine Dünyada ki farklı kadın hareketleriyle ortak duygu ve ruhta buluşacak ve tartışacak platform zeminlerini yaratmak önemlidir. Mesela bu platformlarda kadına şiddetten tutalım, kadının kadınla ilişkisine, bin yıllardır yitirmiş olduğu kadın özüne kavuşmasına yine özellikle erkek egemen sistemin denetiminde kalmış, adeta erkekleşmiş kadın tipine; genelde devletin iç ve dış istihbarat, güvenlik ve savaş koordineliğinde bulunan erkekleşmiş kadına çözüm bulana kadar mücadele elzemdir. Şiddete karşı en etkileyici ve sonuç alıcı mücadele ve eylem tarzı demokratikmücadele tarzı olmaktadır.Kadınların öne çıkaracağı bir mücadele ve eylem tarzı da yürütülen bu savaş ve katliamlara karşı artıkdur diyebilecek bir direniş ruhunu evrensel çapta gösterebilmektir. Bu konuda ortak, dayanışmacı ruhu açığa çıkararak, barış, adalet ve özgür bir yaşam inşası için daha fazla örgütlü bir güce ulaşmak, kadına karşı şiddet mücadelesinde en iyi cevap olacaktır. 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.