MED AŞİRET KONFEDERASYONU VE NEWROZ DESTANI

12 Aralık 2014 Cuma

Kürt kültür ve kimlik oluşumunda neolitik ve sonrasında Hurri kültür kuşağının önemi kadar kalıcı bir etki de, Medya sürecinde gerçekleşmiştir

Mahir Ulaş GÜNEŞ

Med Aşiret Konfederasyonu

Med adlandırması diğer Kürt yapılanmalarında olduğu gibi kendilerinden kaynaklı bir adlandırma değildir. Daha çok Asur dilinden gelen ve Maden Ülkesi anlamında kullanılan Madain’den gelen Med adı Yunan tarihçi Heredot tarafından Media olarak kullanılmıştır. Med tarihine ilişkin ise elimizde bulunan temel kaynaklar ağırlıklı olarak dışarıdan olsa da en temel kaynaklardan biri de Ahamenid krallarından I. Daryus tarafından yazıldığı bilinen Bêstun yazıtlarıdır. Yine Medya ülkesinin dini konusunda yazılı belge olarak günümüze gelen Zend Avesta-Gatalar hem din hem dil hem de kültür konusunda bize Medler hakkında ciddi bilgiler vermektedir.

Tarihçe;

M.Ö. VII. Yüz yıl Mezopotamya coğrafyasında dengelerin değiştiği bir dönem olmaktadır. Yukarı Mezopotamya’nın kuzey kısımlarında hakimiyetini devam ettiren Urartular bu değişim karşısında çok fazla tutunamazken Asur imparatorluğuna karşı yeni bir etnisite direniş hamlesi bugünün Hemedan’ı olarak bilinen Ekbatan bölgesinde yaşayan Aryen aşiret yapılarının birleşmesi ile başlamaktadır. İleride Med Konfederasyonu olarak adlandırılacak olan bu aşiret birlikleri Asur’a doğudan saldırarak M.Ö. 670’lerle beraber bölgede yeni bir güç olarak ortaya çıkmaktadır.

M.Ö. 674 veya 673 yılının Mart-Nisan aylarında, daha sonra Medya olarak adlandırılacak alanda isyan başlar. Başlangıçta 3 eyalette -Karkaşşi, Maddai ve Sapar- çıkan isyan ortaklaşa üç vali tarafından yönetilir. Kaştariti (Heredot’a göre Deiokes ya da Diyakou), Mamitiarşu ve Dussani; isyanın etkili önderi Kaştariti (Diyakou) idi. Bu üç eyaletin doğusundaki Medya bölgeleri, isyandan önce Asurlular’dan ayrılmışlar ve isyanın başlaması ile isyan güçlerine katılmışlardı. Kaştariti-Diyakou da Medya birliğinin lideri olarak seçilmişti.

İsyan bir ateş hızı ile yayıldı. Başlangıçta üç ana bölgenin sınırlarını aştı. İsyan Saparda, Madai, Kar-Kaşşi, Kişessu, Harhar ve Bit-Hamban’a kadar yayılmıştı ve Kaştariti-Diyakou, Aşağı Mezopotamya’ya uzanan geçitleri de tehdit etmeye başlamıştı.

M.Ö. 674 veya 673 yılı Mart ayında Asurlular, isyanı engellemek amacıyla Kaştariti-Diyakou ile görüşme yollarına başvurdular. Ancak bu görüşmelerde hiçbir uzlaşı yolu bulunamadı ve isyan tüm Medya coğrafyasına yayılarak gelişti.

Medya, M.Ö. 770 yıllarından itibaren bağımsız bir krallık olarak oluşmaya başlamıştı. Kaştariti- Diyakou, Asur-Medya savaşları süresinde Medya’nın yeni seçilen kralı durumuna gelmişti. Ancak kısa bir süre sonra Asurlar tarafından bir komplo sonucu ortadan kaldırılır.

Kaştariti öldükten sonra yerine oğlu Key Feruars-Phraortes (674-653) Med krallık tahtına geçti. Key Feruars, ordusuna karşı olan tutkunluğu ile ün salmış, babasının yolundan devam etmiş ve Asurların elinden aynı akıbete uğramıştır. 

Key Feruars’ın ölümü üzerine, Med krallığına oğlu Key Aksar (625-585) geçer. Key Aksar, ilk iş olarak Assur ülkesine yaptığı saldırıları durdurdu. Babil ile uzlaşma yollarını arar. Babil kralı Kaldeli (Keldani) Nabopolassar (625-605) ile Ektaban’da bir antlaşma imzalar. Med-Babil birleşik ordusunun başına geçerek, M.Ö. 623 yılında Nineve şehrine saldırır. Nineve’yi kuşatmaya aldı. Bu sırada, İskit kralı Protothyes’in oğlu Madyas önderliğindeki İskit ordusunun kuzeyden akınlarıyla Medya’yı işgal ettiği haberini aldı. Key Aksar, bu haber üzerine, Nineve şehri kuşatmasını kaldırarak geri döndü.

İskit tehlikesini üzerinden attıktan sonra Key Aksar, yönünü tekrar Asur’a çevirir. M.Ö. 615’in kasım ayında Zagros’u geçerek, Arraphe’yi (bugünkü Kerkük) ele geçirir. M.Ö. 614 yılının Temmuz-Ağustos aylarında Medya orduları Arrapha’dan Nineve’ye doğru yola çıkarak, bu şehri kuşatmaya alırlar. Asur kralı, başkent Asur’dan yardım gönderince Medler yönlerini Nineve’nin aşağısındaki Dicle’nin geçit verdiği yerlere çevirir. Tarbis’i (Musul’un doğu bölgesi) ele geçirdikten sonra, nehri geçerek Dicle’nin diğer yönünden Asur’a yürür. Yani Asur şehirleri Nineve, Kalah ve Saracus’tan yardım gelmesini önler. Yapılan bu sefer, Asurlular’ın en eski ve kutsal şehri olan Asur’un yıkılması ile sonuçlanır.

M.Ö. 612 yılında Medler ve Babilliler kuvvetlerini Diyala Nehri vadilerinde birleştirerek Radan Nehri’nin Dicle Nehri’ne döküldüğü yerden geçerek Nineve şehri kale duvarları önüne gelirler. Temmuz ve Ağustos ayları arasında, burada üç çatışma gerçekleşir. En sonunda, Ağustos ayında birleşik ordu şehre girmeyi başarır. 

Asur’un son kralı Sinsara Işgün (692-612), Asur ordusunun bir bölümü ile şehirden kaçarak Harran’a sığınır. M.Ö. 610’da, Medya ordularının buraya yaklaşmalarına yakın Harran’ı terk eder. Harran şehri ise, Medli güçler tarafından ele geçirildi.

Bundan sonra Med orduları M.Ö. 609’da Urartu, M.Ö. 606’da Azerbaycan, 601’de Aran, 596’da Derzene-Drexene (Dersîm), 595’te Kaldea ve 591’de Talban’ı ele geçirirler. Med konfederasyonunu batıda bilinen en son kalesi Malatya’nın güneydoğusu ile Semsur’un (Adıyaman) kuzeyi arasında kalan Tille Höyük’tür.

Key Aksar’in ölümünden sonra imparatorluğun başına geçen oğlu Astiyag da babasının genişleme politikalarının takipçisi olarak Orta Asya, Afganistan, Pakistan ve ötelerine doğru seferler düzenler ve doğuya doğru yayılır. Ancak kazandığı başarılara rağmen Astiyag Med imparatorlarının sonuncusu olur.

Önemi;

Kürt tarihi açısından Med konfederasyonu denen ve daha sonrasında dünya imparatorluğu haline gelen bu yapıyı değerlendirmek önemlidir. Kürt kültür ve kimlik oluşumunda neolitik ve sonrasında Hurri kültür kuşağının önemi kadar kalıcı bir etki de, Medya sürecinde gerçekleşmiştir. Tarihsel açıdan bir çok inkâr sistemine rağmen bugün genel kabul gören en somut gerçeklerden biri de Medlerin bugünkü Kürt toplumsal kimliğinin oluşumunda bir temel taş olduğudur. Kendisi bir aşiret konfederasyonu olan Medya ülkesi Kürt toplumunun halklaşma sürecinin ifadesi olmaktadır. Kendinden öncekiler, aynı dil ve kültürü paylaşan, aynı etnik yapıdan gelen aşiretlerden oluşan esnek yapılanmalar olurken Med konfederasyonu bu aşiretleri birleştirerek bir kütle olarak birleştirmenin de ötesinde çevre aşiretlerden özellikle Pers aşiret yapılanmalarını da bünyesine alarak bir dünya imparatorluğu haline gelmiştir.

M.Ö. 612’de Nineve’nin düşürülmesiyle, Kürdistan üzerindeki 500 yılı aşkın yabancı siyasi ve askeri otorite (Asur) tersine çevrilerek yerine Kürt halkının kendi otoritesi hakim kılınmıştır. Ve bu tarihten M.S. 7. yüzyıldaki İslam (Arap) işgaline kadar, yani tekrar başka bir yabancı otorite egemen durumuna geçinceye değin, aşağı yukarı 1200 yıllık uzun bir dönemde tamamen veya ağırlıklı olarak Kürt siyasal etkisi varlığını ve üstünlüğünü sürdürmüştür.

İşgal dönemi içerisinde Kürtlerden arındırılmaya çalışılan Kürdistan’ın tekrardan Kürtleştirilmeye çalışıldığını özellikle Keyakser’in izlediği politikalarda görmek mümkündür. Keyakser döneminde daha önce Asurlar tarafından Kürtlerden arındırılmaya çalışılan Nabi Yunis, Korsabad, Nemrud, Şarqat, Balawat ve Hewler ile Nineve, Dur Şarukin, Kalhu-Calah, Ashur ve Arba-İlu gibi bazı Asur şehirlerine de Kürt aşiretler yerleştirilmeye başlanmıştır. Özellikle bugün Güney Kürdistan olarak adlandırılan bölgeye Zağroslardan gelen Sagaratyan aşiretinden oluşan geniş bir nüfuz yerleşmiştir. Keyakser’in amacı tüm Kürt dağlarını ve çevre bölgeleri tek bir imparatorluk ve halk olarak birleştirmektir.

Denilebilir ki, Med dönemi Kürt kimlik şekillenmesinin ve halklaşmasının bir çok yönüyle şekil aldığı ve ilerlediği bir dönemdir. Bu nedenle olmalı ki, dikkat edilirse Kürt olgusu ve Kürtlerin kökeni konusundaki diğer pek çok realite, neredeyse her gerçeklik daima itirazlarla karşılandığı ve tartışma konusu yapıldığı halde; Med-Kürt ilişkisi ve Medlerin Kürt ataları olduğu noktasında genellikle bir mutabakat söz konusudur.

İdare;

Medler de kendilerinden önceki Kürt oluşumları gibi bir konfederasyon biçiminde örgütlenmişlerdi. İlk Kral Diyakou’dan itibaren yöneticiler seçimle işbaşına geliyordu. Bunu Heredot da tarih kitabının Medler bölümünde dile getirmektedir. Bu aşiretler arası varılan mutabakatın bir sonucu idi. Med toprakları içerisinde de her ne kadar Kürt birliğine dönük adımlar yoğun olsa da aşiret alanlarının özerkliği korunmaya devam edilmiştir. İmparatorluk sürecinde bile çevre uygarlıklarda alışıla gelen Tanrı-Kral yönetim biçimi asla gelişmemiştir. Medlerler ittifak geliştiren Pers, Ermeni vb. diğer halklarında kendi alanlarında özerk kaldıkları hatta Medler ile Persler arasında bir akrabalık ilişkisi olduğu da bilinmektedir. Bu anlamıyla yönetimde tekçilik zihniyeti bulunmamaktadır.

Kültür;

Mezopotamya coğrafyasında yaklaşık üç bin yıldır kendini kurumlaştırmış olan köleci devletli uygarlık sistemine karşı demokratik etnisite yapılarının gerçekleştirdiği devrimin şüphesiz ki sağlam bir ideolojik zemini olmalıdır. Bu ideolojik zemin öncelikle neolitikten gelen toplumsal yapıların binlerce yıllık kültürü ve bunun harmanlanıp felsefe ile bütünleşmiş biçimi olarak Zerdüşt dini olmaktadır.

Kültür olarak Med ülkesi çok derin Aryenik özellikler göstermektedir. Tarım ve hayvancılığın ön planda olduğu ve hatta kutsandığı, kadın-erkek ilişkisinde eşitlikçi, köleciliğe karşı sert tavırların görüldüğü, ateşin yaşamın her alanında kutsandığı bir kültürel yaşam neredeyse tüm Med merkezi alanlarına hâkimdir. Toplumsal yaşamda halen köylülük ve aşiret-kabile yaşamı etkindir. Halklaşma yönünde adımlar atılsa da tam bir bütünlük oluşturmadan halen uzak sayılır.

Dil hint-Avrupa dil grubunun tüm özelliklerini gösterir. Medler’den elimize ulaşan yazıtlar çok olmazsa da yazıtların bir kısmının Babil dilinde diğer bölümlerin ise Zend-Avesta’nın yazıldığı dilde olduğu bilinmektedir.

Ekonomik yönden tarım ön planda olmasına rağmen ülke genelinde madenciliğinde yaygın olarak geliştiği gözlenmektedir. Newroz mitolojisinde anlatılan kurtarıcı Kawa’nın bir demirci olması Med ülkesini bir maden ülkesi olarak tanımlamak açısından önemli bir veridir. Med döneminde bazı maden kaynaklarının aktif işletilmeye başlandığı bilinmektedir. Bugün Elazığ sınırları içerisinde bulunan Maden ilçesi o dönemden beri kullanılan bir maden ocağıdır.

Yine ticaretin de yaygınlaştığı görülmektedir. Özellikle imparatorluğun doğusundan ve batısından gelen Hint ve Yunan tüccarların Med ülkesi ile ciddi ticari ilişkiler geliştirdikleri Heredot’un aktardıklarından anlaşılmaktadır.

Yıkılış;

Kazandığı büyük başarılar ve genişleterek zenginleştirdiği imparatorluğa rağmen Astiyag hiç de beklenmeyen bir saray darbesi ile M.Ö. 550 yılında imparatorluğun yönetimini torunu olduğu sanılan -babası Fars annesi Kürt- Kiros’a kaptırır.

Tabi Kürt tarihi açısından incelenmesi gereken bir olay da Med İmparatorluğuna yapılan bu darbede tarihi Kürt ihanetinin oynadığı roldür. Harpagos olarak tanınan ve İmparatorluğun etkin ordu komutanlarından Harpagos askeri sınıfın emperyal karakterinden kaynaklı olarak Astiyag zamanında imparatorluk içerisinde izlenen barışçı politikalar karşısında Perslerle işbirliği yaparak Med yönetimine son verecek saray darbesinin hazırlanmasında etkin bir rol oynar. Harpagos’un kendisine egemen sınıflar içerisinde destekçiler bulduğu Heredot’un aktarımlarında görülmektedir. Ancak hiçbir gerekçenin bu ihaneti haklı gösteremeyeceği daha darbe anında Astiyag’ın tutuklanması sırasında direk Astiyag’ın kendisi tarafından dillendirilmiştir. Bu ihanet karşısında Astiyag “bre hain madem beni devirecektin bari sen imparatorluğun başına geçip yönetseydin, neden bizden olmayan birini imparatorluğun başına getirdin” mealinde sözler sarf etmiştir. Bunlardan da anlaşılacağı üzere Kürt egemen sınıfın ihanetçi karakteri tarihin bir çok döneminde kendisini açığa vurmuştur. Bu durum Kürtler açısından neredeyse bir daha tarih boyunca siyasal anlamda bu düzeyde bir etkinlik alanı yaratamamalarıyla sonuçlanmıştır. Her ne kadar Med süreci Kürtler açısından bir halklaşma süreci olarak değerlendirilse de bu ihanetle bu durum yarım bırakılmıştır. Her ne kadar kültürel vb. alanlarda Kürtler daha uzun bir süre bulundukları coğrafyanın temel gücü olmuşlarsa da siyasal anlamda sürekli dış güçlere bağımlı bir karakter kazanmışlardır.

Med imparatoruna yapılan darbe sonrası imparatorluğu ele geçiren Kiros tarafından kurulan Ahamenid Krallığında da Med özellikleri halen ön plandadır. Ahamenid Krallığı tarihte birçok tarihçi tarafından da Med-Pers Krallığı olarak tanımlanmaktadır.

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.