AHAMENİD MED-PERS İMPARATORLUĞU VE KÜRTLER (MS. 550-330)

15 Aralık 2014 Pazartesi

Gomata’nın Pers-Med devletine kral olmasından sonra, Persler’in yedi büyük hanedanı Gomata’yı krallıktan devirmek için aralarında anlaşırlar








Mahir Ulaş GÜNEŞ

Med İmparatorluğunun Harpagos ihaneti sonrası yıkılmasının ardından başkent Ekbatan’ı ele geçirerek imparatorluk topraklarını ve siyasi yönetimini devralan Ahamenid hanedanından Kiros aslında yarı Med yarı Pers bir imparatorluk ortaya çıkarmıştır. Bu imparatorluk içerisinde birçok Kürt hanedanlığının özerk, hatta bazı alanların ise bağımsız hareket ettiği görülmektedir. Özellikle ulaşılmaz dağlık alanlarda bulunan alanlar bağımsızlıklarını korurken, daha ulaşılabilir alanlarda olan veya daha çok yeni oluşum aşamasında olan bölgeler ise özerk bir yapı olarak hareket etmektedirler. Tamamen bağımsız olanlar arasında Elburz dağlarında bulunan Amard ile şimdiki Güney Kürdistan bölgesinde bulunan Gordealılar (Karduk, Carduchi ve Cardacian gibi farklı isimlerle de bilinirler) sayılabilir. Daha batıda bulunan Zeldani Kürt Hanedanlığı ise Ahamenid kralları ile iyi ilişkiler geliştirerek özerk yapılarını bu biçimiyle korumaya çalışıyorlardı. Daha sonra Komagene Krallığını kuracak olan bu Zeldani Hanedanlığıdır. Yani Akamenit Pers-Med Krallığı olarak da adlandırılabilecek olan yapının içerisinde Med’ler kendilerini ayrı görmezler, hep özel bir statüde kalırlar.

Ancak yine de gerek Med siyasi yönetici kesimi gerekse de dini sınıf olan Mag rahipleri bu yönetim değişiminden pek de hoşnut sayılmazlar. Sürekli bir geri dönme arayışı vardır. Kiros’un ölümünden sonra yerine geçen oğlu Kambis (529-522) kısa bir süre içerisinde Ahamenid Krallığının sınırlarını Mısır’a kadar genişletme amacıyla Mısır üzerine seferlere başlar. Ve kendisi sefere giderken yerine Med’li kahin Patizetites’i bırakır. Kâhin de Zerdüştlüğün din adamlarından Gomata’yı Pers tahtına getirir. Gomata, tahta geçtikten sonra, Med devletini yeniden kurmayı hedefler ve harekete geçer. Med ve Pers halkı, M.Ö. 522’de Gomata’yı Pasargard’da Pers krallık tahtına getirirler. Bu olayı duyan Kambis seferi yarıda keserek geri dönüş yolunu tutar. Ancak yolda, bilinmeyen bir nedenle ölür. Kambis’in ölümü üzerine de Gomata (522-521) önce İran’ın Med ve Pers, sonra imparatorluğun diğer yerlerinin kralı olarak tanınır.

Gomata’nın Pers-Med devletine kral olmasından sonra, Persler’in yedi büyük hanedanı Gomata’yı krallıktan devirmek için aralarında anlaşırlar. Bunların arasında Parsuwa ve Partiya valisi Teispes’in oğlu I. Daryus da bulunmaktadır. Bu hanedanlıklar, gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra, Gomata’nın oturduğu Medya’daki Sihiyavatiş Kalesi’ni çevirirler. Çok fazla bir direniş göstermeden kale düşer ve Gomata yanındakilerle birlikte öldürülürler. Gomata’nın başı kesilerek halka teşhir edilir. Bu da Gomata yanlılarının ayaklanmasına neden olur. Bunun üzerine, Gomata taraftarları olduklarını gizlemeyen Zerdüşt din adamları Maglar büyük bir katliamdan geçirilirler. Zerdüştlerin her yıl yenilemek üzere düzenledikleri Mogofoniya ya da Magamoni adındaki bayram günü bu katliamın hatırası içindir.

Buradan da anlaşılmaktadır ki Medyalı Maglar’ın yıkılan Med krallığı’nın intikamını almak ve dine dayalı bir devlet kurmak amacı ile Gomata’nın etrafına toplanmış ve bir isyan gerçekleştirmişlerdir. Herodot, Gomata’nın bu hareketini Medler’i Persler’in egemenliğinden kurtarmak, Key Aksar krallığını yeniden kurmak gibi bir amaca yönelmiş bir ihtilal olarak göstermiştir.

I. Daryus, bu hareketten sonra Pers Krallığı tahtına oturur. I. Daryus, Medler’in milliyet ve egemenlik duygularını söndürmek için bir taraftan kılıcına, diğer taraftan da siyasi önlemlere hız verir. Aydın Medler’i, Med yönetici sınıfını, Gomata’yı destekleyen Medli din adamı Maglar’ı kılıçtan geçirdi. Pers dilini Pers devletinin resmi dili yapar. Herkesi bu dili öğrenmeye mecbur kılar. Böylece Kürt coğrafyasında ilk defa Persler Medler üzerinde bir kültürel baskı kurmaya başlarlar. Fakat aslında olan ise Perslerin Med Kültürü üzerinden kendilerini iktidara taşırmış olmalarıdır.

I. Daryus’un Medler üzerine kurduğu bu baskılamalar Medler arasında yeni direniş arayışlarına neden olmaktaydı. M.Ö. 521-519 yılları arasında Med topraklarında yeni bir isyan I. Daryus’a karşı başlatılır. Direnişin lideri Fravartis (Freort), Medya ordusunu oluşturan aşiretler tarafından seçilmiş ve Kşatrita adı ile kral ilan edilmişti. Medya asilzadeleri, Medya hegemonyasını yeniden kurmak istiyorlardı. Kşatrita, Medya halkı tarafından büyük bir sevinç ve bağlılıkla karşılanmıştı. Daryus’un Gomata’nın ölümünden sonra Babilliler’e karşı ordu toplamak üzere Medya’dan uzaklaşması, Medler’e bu direnişi başlatmak için fırsat yaratmıştı. Bu sırada, bazı göçebe kabileler Daryus’a bağlı kalmışlarsa da, şehir ve köylerde oturan Medler, Kşatrita’yı kral tanımışlardı. Medya’da patlayan bu direniş, yavaş yavaş Zagros bölgesine, eski Asur ülkesine kadar yayıldı.

I. Daryus, tehlikeli gördüğü Fravartis’e karşı değerli komutanlarından Vidarna’yı gönderir. Fakat çarpışma bir sonuç vermez. Bunun üzerine Daryus, Vidarna’dan güvenceli bir yere yerleşerek kendisini beklemesini ister. Kşatrita’nın Vidarna’ya karşı kazandığı başarı, Hirkanya ile Part bölgelerinin kendi tarafına geçmesini sağlar. Zagroslar’a kadar taşan Medya direnişi Anadolu’ya kadar yayılır.

Tam bu esnada Hewler bölgesindeki dağlarda yaşayan halk da direnişe geçmişti. Bunların da başında, Key Aksar’ın torunlarından olduğunu ileri süren Çitranrakhma adında biri bulunuyordu. Daryus, bunu bastırmak üzere Takhma-Spada yönetiminde Persler’den ve bazı Med aşiretlerinden oluşan bir ordu gönderir. Yenilgiye uğratılan ve tutsak alınan Çitranrakhma’ya da diğer Med’li direniş liderlerine yapılan işkence yapılır. Hewler şehrinde asılan direniş liderinin ölümü ile direniş de sona erer.

Çitranrakhma’nın idamından sonra I. Daryus, Medya’daki Kşatrita’ya karşı harekete geçer. Kşatrita üzerine giden Daryus Kerend Geçiti’nden Medya ülkesine girer. Cainbaden’de komutan Viderna ile birleşir. Pers ordusu durumu birden bire kendilerinden yana çevirirler. Medya birlikleri, direnemezler. Kşatrita, dağlara sığınmak üzere kuzeye doğru kaçar. Fakat Pers ordusu tarafından yakalanarak M.Ö. 519’da Ekbatana’ya götürülür. Burada gördüğü vahşice işkencelerden sonra kazığa vurularak öldürülür. Yandaşlarından ileri gelenler de barbarca işkencelerle öldürüldüler. Geri kalanlar da tutsak alınırlar.

I. Daryus döneminde Med ülkesinde gerçekleşen isyanlar ağırlıklı olarak Med yönetici sınıfı ile Zerdüşt din adamları olan Mag rahipler sınıfının Pers egemen sınıfına kaybedilen hakimiyetin tekrardan geri alınma çabaları olmaktadır. Ancak nasıl ki bu hakimiyetin kaybedilmesinde Harpagos ihaneti önemli bir rol oynamışsa, isyan sürecinde de Harpagos devamı olan bir sınıfın Pers egemen sınıfları ile beraber hareket ettikleri ve direniş güçlerine karşı Pers ordusu içerisinde yer alarak savaştıkları anlaşılmaktadır. I. Daryus direniş güçlerine karşı giriştiği barbarca katliamlar üzerine Daryus’un ölümünden sonra da ciddi bir direniş görülmemiştir. Bundan sonra daha fazla Heredot’un da aktardığı gibi Pers-Med birlikteliği daha çok da askeri ve siyasi alanda ön plandadır. Ayrıca Med coğrafyasının birçok bölgesinde halen yarı bağımsız ve özerk yapılar varlıklarını devam ettirmiştir. Ordu içerisinde ve siyasi yönetimde yer alan Med yapılarının sıkı bir disiplin ve oldukça ciddi bir yaklaşımla imparatorluk görevlerinde yer aldıkları görülmektedir.

Bu arada Med’lerle ittifak halindeki Pers-Med orduları doğuda Hindistan batıda ise Trakya’ya kadar uzanmış ve Yunanistan üzerine ciddi saldırılar gerçekleştiriyorlardı. Ancak II. Daryus’un ölümünden sonra oğulları II. Erdeşir ile III. Kiros arasında taht kavgası çıkar ve bu durum Medya coğrafyası için yeni bir durum ortaya çıkarır. Bu iktidar savaşı sırasında Kiros tarafından bölgeye getirilen on bin paralı Yunan askerleri, Kiros’un Erdeşir tarafından öldürülmesi ve bütün Yunanlı komutanların idam edilmeleri üzerine Ksenefon komutasında Yunanistan’a geri dönmek için Kürdistan coğrafyasından geçmek isterler.  Ksenefon M.Ö. 401 yılında Kürdistan’dan geçmeyi tercih ettiğinde Kürtlerle şahsen karşılaşır. Kürtleri Karduchoi olarak adlandıran Ksenefon, Pers Ahamenid imparatorluğunun tam ortasında yaşamalarına rağmen “onların tamamen bağımsız olduklarını ve Fars krallarına biat etmediklerini” belirtir. Karduchoi ülkesinin dağlarını kullanarak Karadeniz’e ulaşmaya çalışan Yunan ordusu düzensiz savaşlarda epey kayıp vererek kendilerini ülkenin dışına atmışlardır. Dağlara doğru çekilerek köylerini boşaltan Kürtler ilkel savaş yöntemleriyle sürekli vur-kaç taktiği ile orduyu yıpratmışlardır. Ksenephon geçişin zorluğunu şöyle anlatır: “Karduk ülkesini yedi günde geçmişlerdi. Bu yedi gün içinde bir an olsun silahlarını ellerinden bırakmamışlardı. Bu yedi gün içinde gördükleri azap ve işkenceyi ne acem kralı ile giriştikleri savaşta ne de Kiros’un öldürülmesi sırasında görmemişlerdi”.

Ksenefon’dan kısa bir süre sonra yaşamış olan Diodorus adlı başka bir tarihçi ise Kürtler hakkına tarihe “Kürtlerin dağ insanlarına özgü çeviklikleriyle yabancı ordulara ve imparatorluğa beklenenden çok sorun yarattıklarını” ve “ovalık bölgelere sorun yaratmalarını engellemek için onlar ya zorla ya da anlaşmayla zapt edilebiliyorlardı” diye not düşmekteydi. Bunlardan daha sonraki bir süreçte coğrafyacı ve tarihçi olan Strabo M.Ö. 3. yy. da kaleme aldığı Tarihsel Göçler adlı eserinde “Persis (Güneybatı İran) Kurtioileri ve Armenia Mardları aynı ismi kullanmaktadırlar ve aynı karaktere sahiptirler” diye yazmaktadır. Strabo’nun diğer anlatımlarında da Kurti olarak adlandırdığı halkın bugünkü Kürtlerin yaşadığı Kürdistan olarak adlandırdığımız coğrafyada yaşadıkları anlaşılmaktadır. Aslında Medya ile başlamış olan halklaşma sürecinin Med-Pers imparatorluğu olan Ahamenid iktidarı sürecinde de devam ettiği ve daha belirgin bir hal aldığı anlaşılmaktadır. M.Ö. 4. yy. ve Ahameni imparatorluğunun Büyük İskender tarafından yıkılması birçok tarihçi tarafından Antik Çağ Kürt tarihinin sonu ve klasik dönemin başlangıcı olarak ifade edilir. Her ne kadar parçalı bir yapı mevcutsa da belirginleşen bir kimlik söz konusudur. Belirgin bir coğrafya üzerinde yakın kültürel değerler etrafında ortak bir adla anılan bir toplumsal yapı gittikçe belirginleşmektedir.

 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.