DEMOKRATİK ULUSTA GENÇ KADININ ROLÜ VE MİSYONU

05 Şubat 2019 Salı

Kapitalizm; genç kadın düşmanlığı yaparak genç kadını toplumda silikleştirmeyi, etkisizleştirmeyi ve adeta bir toplum kesimi olarak görünmemesini amaçlamıştır.

Tarihi doğru yorumlamak, geçmişin günümüze ışık tutmasını sağlamak ve geleceğin öngörüsünü geliştirmektir. Tarihi hakikat bilinci ve bilimsel yaklaşımla tahlil etmek ve yorumlamak bugüne ve yarına ilgi duyan, ütopyaları olanlar için yöntem zenginlikleri ve doğru çözümü geliştirme ihtimallerini geliştirir, çoğaltır. Kimlik sorunu yaşayan her halk ve toplum kesimi tarihi gerçekliğine ulaştığı anda zafere kilitlenir. Bundan ötürü olsa gerek tarih boyunca ve günümüzde de sömürenler nereyi işgal etse ilk olarak kütüphaneleri, tarih belgelerini yok ederler ve kadını iradesizleştirmeyi esas alırlar. Tarihte hep var olan, bir türlü sömürü güçlerince yok edilemeyen gerçekler saklı tutulur ve yerine kurgulanmış ve insanlık değerlerini gerileten bir tarih bilgisi çocuklara ve gençlere sunulur. Tarihi bilmek, kendi gerçekliğini bilmek farkına varmayı beraberinde getirir. Farkındalık anlam verme işini başlatır ve insanda sorumluluk anlayışını geliştirir. Bu anlamda kadın, tarih boyunca gerçekliğinden durmadan uzaklaştırıldı. Tarihini bilmeyen, tarihinden uzaklaştırılarak toplumsal görev ve sorumluluklardan kaçırtılmaya çalışılan sadece kadın değildir. Tüm yerli halklar için de geçerli olan bir gerçekliktir. Afrika halklarının köleleştirilmesi, kızıl derililerin, mayaların topraklarından sökülüp çıkartılması, Kürt halkı, Ermeniler, Yahudiler vb. Bu halklara karşı da, kadınlar gibi kendi gerçekliklerinden uzaklaştırılmak için özel politikalara ve özel savaş yöntemlerine başvurulmuştur. Sonuç çoğu zaman fiziki ve kültürel soykırımla sonuçlanmıştır.

Tarihini bilmeyen toplumlar ve insan yığınları yaratılmak istenmektedir. Mevcut olan eğitim sistemi ve kapitalist tarzından kaynaklı tarihini bilmeyenler olabildiğince çoktur. Kürt halkı sömürülen halklar nezdinde kendi halk ve ulus gerçekliğinden uzaklaştırılarak soykırım kıskacının cenderesine bırakılmıştır. Bu bilmeme kaynağını halkların kendisinden değil; tam tersine kapitalist modernite özellikle ulus devlet aygıtı ile toplum değerlerini yaratan ve taşıma ısrarı olan halklara unutturmayı farz edinmiştir. Tarihi unutturmak ve hâkim ideolojiyi, üstün ve hâkim kılınmak istenen ırk ve ulusu, devleti kabullendirmek için sömürenlerin ilk başvurdukları yöntem halkları, toplumu, kadını kendi öz gerçekliğinden uzaklaştırmak olmuştur. Kendini bilme, mücadele, kendin olana sahip çıkma ve o gücü açığa çıkarma, halk ve toplum olarak var ettiklerini koruma, geliştirme ve onunla yaşamak için örgütlenmek öz gerçekliklerdir. Kadın ve Kürt halkı şahsında ezilen halkların tarihi komünal değerler tarihidir. Bize ezberletilerek gerekirse başına vura vura öğretilmek istendiği gibi Kapitalizm ezel ve ebet değildir. Kapitalizm öncesi yine kapitalizm değildir, öncesi, öncemiz sömürü sistemi değildir. Kapitalizm devletin bir kartopu gibi asırlarca yuvarlana-yuvarlana günümüzde ulus devletin kapitalist sistemle sonuçlanmış son aşamasıdır. Özü devlettir, ilk kurulan devletle son kurulan devlet arasındaki tek fark kendini çağa göre uyarlamadır. Kapitalist modernite ile kendini devam ettiren erkek egemen zihniyete sahip devletçi sistemin öncesi de Önderliğimizin de tanımladığı gibi demokratik modernite değerlerinin hüküm sürdüğü bir toplumsal düzen söz konusudur. Kadın öncülüğündeki bu toplumsal düzende ahlaki değerlerle toplum yüceltiliyordu. Demokratik modernite geçmişten günümüze kadar özgür ve komünal bir yaşamı yaşamak isteyen ve yaşatan toplumların yarattığı komünal değerler bütünüdür.

Dünyanın her yerinde işgal sisteminin sömürüsüne maruz kalan diğer bir ulus ise dünyanın yarısından fazlasını ve dünyanın analığını yapan kadın ulusudur. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi çağında ararsak arayalım jerontokrasi ve ataerkil sistemin sömürü, işgal ve talan politikalarının ilk ve vazgeçilmez sömürge öznesi kadın ulusu olmuştur. Kadını bir ulus olarak tanımlamaktan daha doğal bir gerçeklik ve ihtiyaç olamaz. Kadın neden bir ulus olarak tanımlanabilir? Kadın olmak başlı başına bir kimliktir, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın aynı sömürü ve talana uğramasının nedenleri hep aynıdır. Kadın olması ve kadın kimliğinin özündeki değerlerdir. Kapitalizmin yaratmak istediği kadının her şeyden çıkarırsak geriye sisteme dair ne kalır diye sormak gerekir. Birde kadın öz değerlerine kavuşma koşul ve olanaklarının yaratıcısı olup mücadelesini örgütlülüğünü büyütürse ne olur? Devrim olur. Bu yüzden devrim değişmez biricik hedeftir.

Toplumsal hakikatin ters yüz edildiği ve kadın şahsında çarpıtıldığını belirtmek abartı olmaz. Toplumun anası, toplumsal değerlerin icatçısı, ilk bilimci, ilk toplumsallığı geliştiren, insanlık değerlerini yücelten kadın, tanrıçanın kültüründen sömürgenin sömürgesine nasıl indirildi? Bunu anlamanın birinci yolu doğru tarih bilincini ve tahlilini geliştirmek olduğu açıktır. Var olan toplumsal gerçekliğin kullaştırdığı, kırk parçaya bölüp, kafese kapattığı kadın gerçekliğinin, genç kadın boyutunun devrimci özellikleri neden hedef alınmıştır. Esas toplumda yeniyi geliştirmek, duyarlılığı ve devrimci özü açığa çıkaracak olan genç kadının ise kimliği dahi yoktur. Asimilasyonun ve işgalci erkek egemen zihniyetinin cenderesindeki genç kadının büyük düşmanı kapitalizmdir. Kapitalizm; genç kadın düşmanlığı yaparak genç kadını toplumda silikleştirmeyi, etkisizleştirmeyi ve adeta bir toplum kesimi olarak görünmemesini amaçlamıştır. Bu amaçla genç kadının yaşamanı yaşanılmaz ve bu yaşanılmaz yaşamı sorgulamaz düzeye getirmiştir.

Genç kadın bilmeyen, anlamayan, söz hakkı ve karar iradesi olmayan, zayıf, güçsüz, çaresiz kılınmak istenmiştir. Bu ulus devletin genç kadına biçtiği misyondur. Aile kapitalizmin yapı taşı olması itibarıyla genç kadının önünde en büyük engel olma görevini layıkıyla yerine getirmektedir. Aile için genç kadın; elden çıkarılması gereken bir misafir, bu gün var yarın yok, evin en sadık hizmetçisidir. En önemlisi de namusudur. Bu yüzden genç kadınların her an yoldan çıkacaklarmış gibi yeni sorunlara yol açacaklar, kimin kurduğunu bilmedikleri kurulu düzenlerini bozacakları korkusuyla hep baskıya maruz tutulur. Nihayetinde o bir kadındır. Genç kadın cahil ve tehlikeli görülür. Aile aşırı bir jerontokratik ve ataerkil zihniyetle genç kadını bu belirtilenlere itiraz etmeyecek ve verili olanın dışına çıkmayacak şekilde eğitir. Elden çıkarmak, başını bağlamak ve üstü açık ama esasen kapalı ceza evi olan koca evine kapatıp yoldan çıkma ihtimalini ortadan kaldırmayı amaçlar. Genç kadınları alınıp verilen bir eşya gibi kocaya pazarlar. Küçük yaşta yapılan evliliklerde amaçlanan temel niyet budur.

Yine kapitalizmin genç kadına dayattığı hayal dünyası istediğini alabilme, istediği yere gidebilme, istediği ilişkiyi yaşayabilme, istediğini giyinme ve evlilik hayallerine sıkıştırılıp bastırılmıştır. Yine kadının en üretken ve özgürlük eğilimi isteminin en yüksek olduğu dönemi gençlik çağıdır. Genç kadın bu çağını adeta erkeğin tuzaklarından kurtulma ve tuzaklarına karşı tedbirler almakla enerjisini tüketir. Katı namus algısıyla erkeğin tuzakları genç kadının en güzel çağını korkuyla ve özgür kadın düşüncesinden uzak geçirmesine neden olur.

Kapitalist sömürü sisteminin genç kadına yüklediği misyon onun misyonsuzluğu olmuştur. Eğer genç kadın erkek egemen zihniyetin bu düzeyde hedefi olmuş ve olmaya devam ediyorsa burada bir devrimci sorgulama, devrimci kuşkuyla tarihe ve AN?a yaklaşım geliştirmek zor olmasa gerek. Demek oluyor ki genç kadın büyük bir devrim potansiyeline sahiptir ve esas bastırılan, bunca sömürüye neden olan bu devrimci potansiyelidir. Sorun ne gerçekte uğruna binlerce kadının katledildiği namustur, ne de genç kadının söylendiği ve yaklaşıldığı gibi güçsüzlüğüdür, işe yaramazlığı, cahilliği, zayıflığıdır.

Tam da bu faşizan saldırılar cenderesinde tarih bilincimiz somut koşulların somut tahlilini yaparak çözümü geliştirmeyi zorunlu kılıyor. Demokratik ulus çözümü genç kadının misyonunu devrime öncülük düzeyinde ele alır. Buna göre genç kadın kimliğini, amaç ve hedefini, kabul ret ölçülerini tanımlayıp toplumsal devrimimizin gerçekleşmesi için devrim bayrağını omuzlamalıdır. Demokratik ulus; halkların demokratik değerlerle farklılıkları kapsayarak toplumun öz yeterlilikle kendi kendisini yönetmesi olan demokratik konfederalizm sisteminin zihniyetidir. Nitekim ahlaki politik toplumun kendi kendini yöneterek iradeleşmesidir. Böylesi bir sistemin örgütlenmesi ve süreklileştirilmesi çalışmalarında en çok da çabalaması gerekenler ve rengini belirleyici kılması gerekenler genç kadınlardır. Genç kadın özünde direnişçi ve savaşçı bir ruha sahiptir. Canlı, duyarlı, yeniye en çok açık olan ve verili olandan intikam alırcasına ondan kurtulmak isteyen bir kimliğe sahiptir. Demokratik toplumun kurumlaşmasında kendinde kişilik dönüşümünü yaratarak mücadeleye katılacak olan genç kadın erkeğin ve toplumun devrimci dönüşümünün hızlandırılması ve garantisidir. Ancak genç kadının bu sistemdeki rolünü ve misyonunu açığa çıkarması kapitalizme karşı devrimci bu duruşu ve oluşumu gerektirir.Bu duruş ve oluşum başta kapitalizmin kişiliğinde yarattığı asimilasyon, özgürlük ve estetik yitiminin aşılmasıdır. Genç kadın kendinde kişilik dönüşümünü sağlayarak toplumu eğiten ve demokratik modernite devrimlerine öncülük etme düzeyine ulaşmasında karşılık bulur.

Genç kadının kendisinde açığa çıkararak öncülük edeceği temel toplumsal örgütleme, ihtiyaç ve çalışmaları;

Genç kadın yaşamın her alanında kapitalist sisteme karşı kendi alternatif yaşam biçimini örgütleyip ortaya koyduğu zaman, verili düzende yaşanacak alt-üst oluş kaçınılmaz olacaktır. Bunun için aslında kendi öz değerlerinden hiçte uzak olmayan kendi toplumsal, ahlaki, politik sisteminin çağa göre yeniden vücut bulması olacaktır. Bunun için; kendisinden başlayarak gerçekleştirmesi gereken kişilik değişimini toplumun tümüne uygulayabilmesi için verili olan eğitim sistem ve zihniyetini ret etmelidir. Buna karşı demokratik modernitenin değerleri doğrultusunda kabul ölçüleri açığa çıkarmalıdır. Genç kadınlar kendileri başta olmak üzere toplumun değişim dönüşümünü sağlama temelinde demokratik ulusun eğitim boyutunu örgütlemede ısrarcı ve öncü olmak durumundadırlar. Bunun içinde bulunduğu her alanda alternatif olarak sistemin eğitim kurumlarına ihtiyaç duymaksızın kendi eğitim-bilinçlenme çalışmalarını yapabilir. Eğitim sadece 4 duvar arasında çatısı olan resmi bir okul kurumu değildir. Genç kadın her mekânı evini işyerini sokağını aklına gelebilecek her alanı bir eğitim mekânına dönüştürebilir ve bu mekânlarda özgür tartışma platformları ile bilinç kazanabilir ve kazandırabilir.

Gelişen bu süreç muhakkak ki devrimin ayak sesleri olacaktır. Demokratik ulus sisteminin temel hedeflerinden biride verili kapitalist eğitim sistemini ret etmek ve alternetifinide genç kadınların kullanabileceği tüm alanları bir eğitim yani zihniyet değişimi ile yeniden inşa etmektir. Bu aşamada genç kadınlar olarak yaşadığımız temel ve en büyük sorun egemen sistemin oluşturduğu zihniyet sorunudur. Bundan kaynaklı genç kadınlar olarak her şeyden önce ilk görevimiz verili eğitim sistemini yıkmak başat rollerden biri olmak durumundadır. Bu şekilde Demokratik ulus eğitim çalışmaları diğer tüm alalarda da daha rahat örgütlenme zeminini sunmuş olacaktır.

 Böylesi bir değişim dönüşümü yaratacak olan kadın öncülüğü şüphesiz açığa çıkardığı değerleri kurumsallaştırma, kurumsallaştırdıklarını geliştirme ve korumadan da sorumludur. Nitekim mevcut durumda nasıl bir saldırı düzeyiyle karşı karşıya kaldığı değerlendirilmişti. Genç kadın; kadın değerlerini, toplum değerlerinin korumasını sağlamak için ordulaşmayı ve öz savunmayı biricik hedef olarak önüne koymalıdır. Bunun içinde kendi yaşam alanlarında karşı karşıya kaldığı her türden (taciz-tecavüz, şiddet, psikolojik baskılar) saldırıya karşı tepkisini ortaya koymalı bu saldırılar karşısında kendisini örgütleyebilmelidir. Egemen sistem birçok yöntemle görünür ya da gizli biçimlerde genç kadınlara dönük birçok saldırı geliştirmektedir. Özelde de medya- sosyal medya başat araçları olmaktadır. Bu nedenle genç kadınlar verili sistemdeki her şeyi sorgulamalı ve reflekslerini örgütlü biçimde açığa çıkarmalıdır. Yine okulunda sokağında iş yerinde açıkçası bulunduğu her alanda kendi öz savunmasını alabilmelidir. Öncülük misyonuna denk bir katılım ve pratiğin esas sahibi olmalıdır.

Tüm halkların ve toplum kesimlerinin azınlık ya da çoğunluk olmaksızın kendilerini dile, ifadeye, biçime kavuşturdukları bir kimlikleşme süreçleri vardır. Ve bu anlamdaki tanımlamalar evrensel kabuller içerir. Bu nedenle genç kadın, kadın ulusunun ve kendi mensubu olduğu halkların dilini, bütün yaşama biçimlerini tanımlayan kültürünü geliştirme ve korumayı esas almanın öncülük misyonunu bu boyutta da açığa çıkarmaktan sorumludur. Çünkü bir ulusun varlığını ispatlama biçimi dil ve kültürüdür, yani eğer varsak maddi-manevi tüm yönlerimizle ve kendi rengimizle toplum içerisinde yer ediniyorsak bunun ifade biçimi kendi öz değerlerimizin yansıttığı dil ve kültürümüzdür. Dolayısıyla bunu korumak ve yaşatmak bir kadın ulusu olarak en temel görevlerimizden biri olmaktadır.

Genç kadın kapitalizmin kendisine ve mensup olduğu halklara ilişkin yarattığı algıları parçalayacak yeni bir siyaset tarzını ortaya koymalı ve siyasette de rolünü oynamalıdır. Kendi yaratıcı ve devrimci özüyle siyasi alanda yerini almalıdır. Bunu halktan uzak, üstte kalan, bürokratik olan tarzı ret ederek yapmalıdır. Halkın ihtiyacı temelinde siyasal bir mücadele yürütmeyi esas almalıdır. Yine kendisi gibi ve dünyanın her yerinde mücadele yürüten halklar ve gençlik, genç kadın örgütleriyle faşizme karşı antifaşist mücadele de ortak eylem ve örgütleme çalışmalarını geliştirmek için diplomatik faaliyetleri açığa çıkarmalıdır.

Kapitalist sistemin insan üzerinden duyguda, fizikte, zihniyette yarattığı hastalıkların aşılması için bütünlüklü bir sağlık sisteminin alternatifinin oluşturulması gerekir. İnsan duyguda, düşüncede, fizikte, zihniyette bir bütündür. Pozitivist bilimin insanı parçalara ayırdığı parçalı bilim anlayışı insan üzerinde her anlamda büyük bir tahribat yaratmıştır. Günümüzde açığa çıkan birçok sağlık sorununa çözüm olunamamasının nedeni zaten kapitalist sistemin kendisinin ürettiği ve yaydığı hastalıklar olmasıdır. Kapitalist sistem insanı kadavra olarak ele alıp hastalıklara parçalı yaklaştığı için ve esasen zaten bu hastalıklara çözüm bulmak istemediği için bireylerde hastalıklı ruh halleri yaratıp sağlıklı bir toplumun önünü almaktadır. Bunun için de oluşturacağımız alternatif sağlık sisteminde bireyi duygu düşünce ve kişilik şekillenmesiyle bütünlüklü ele almak gerektiği gibi topluma yaratılan algılara bakılmaksızın insan iradesi ile her türlü sorunun aşılabileceğini kavratmak ve hastalıklı toplum düzenini yıkmak genç kadın için kaçınılmaz görevlerden biridir. Toplumsal değerler ve maneviyatımızın güçlülüğü, psikolojik olarak kapitalizmin yarattığı hastalıklara karşı en büyük dermandır. Bu anlamda genç kadın demokratik ulusun sağlık boyutunda doğaya, topluma ve insana özelde kadına bütünlüklü bir yaklaşımı gerçekleştirerek sağlıkta devrim yapmaya öncülük etmesi elzemdir.

 Genç kadının toplumsal görevlerini yerine getirmesini engellemenin tüm yol ve yöntemlerini acımasızca genç kadına uyarlayan erkek egemen zihniyetli kapitalist sistem sonuç olarak başarılı olamamıştır. Sonuç almamıştır. Bu yüzden saldırılarını katmerleştirerek devam ettirmektedir. Neden sonuç alamamıştır diyoruz. Çünkü genç kadınlar tarih boyunca ve özelde de 20. ve 21. yy da açığa çıkardığı sembolleriyle direnişlerini ortaya koymuşlardır. Devrimci mücadelelerde militanlaşmanın sınırlarını aşan sömürgecilere karşı; bedenini bomba yapan Zilanlar, devrim eksenini kaydırmaya çalışanlara karşı; semalar, viyanlar vardır. Feodal erkek egemen işbirlikçiliğine ve teslimiyete karşı, devrimci mücadele öncülüğünü yapan Beritanlar, işgal ordularına karşı öz yönetim direnişlerinde kanlarının son damlalarına kadar kadın özgürlük çizgisinde direnen; Axinler, Faraşinler, Jiyanlar, Serhıldanlar, Hebunlar, Zeryanlar, ,Zelaller, Yıldızlar, adını sayamayacağımız tarih boyunca binlerce genç kadın devletçi erkek egemen zihniyete karşı direnişin sembolleri ola gelmişlerdir. Bugünde bu bayrak elden ele tüm genç kadınları kuşatarak devrimi gerçekleştirerek zafere ulaşacaktır. Genç kadınlar; kadın devrimlerinin, toplumsal devrimlerin başarı kazanmasını sağladığını iyi bilmeli ve kadın devrimleriyle demokratik ulus zihniyetini, demokratik konfederalizmde sistemleştirmenin öncülüğü yapmayı tek yaşama amacı olarak belirlemelidirler.

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.