PKK KÜRT HALKI İÇİN DÜŞÜNEN, KÜRT HALKI İÇİN ÖRGÜTLENEN, KÜRT HALKI İÇİN EYLEM YAPAN BİR MÜCADELE ÖRGÜTÜ OLARAK TARİH SAHNESİNE ÇIKMIŞTIR

15 Ağustos 2019 Perşembe

Partilerin tanımı var; partiler toplumsal kesimlerin, siyasal eğilimlerin kendisini örgütleyerek iktidar mücadelesi verdikleri platform olarak değerlendirilir. Eskiden partiler esas olarak iktidar amaçlı örgütlenirlerdi.

 


PKK?nin resmi kuruluşunun 40. yıl dönümündeyiz. İdeolojik mücadele dönemi, grup aşaması da eklenirse 45 yılı geçen bir mücadele tarihi var. PKK sadece Kürdistan değil Ortadoğu?da ve dünyada en çok tartışılan parti haline gelmiştir. Türkiye?deki siyasal gelişmeleri belirlediği gibi Ortadoğu?da da siyasal gelişmelerde belirleyici role sahiptir. Artık dünyada da tanınan ve birçok siyasi hareket üzerinde etkisi olan bir parti haline gelmiştir. Özellikle bugün PKK?nin, Önder Apo?nun çözümlemeleriyle devlet ve iktidardan uzak sosyalizm anlayışı, devlete karşı örgütlü demokratik konfederal sistemi alternatif olarak ortaya koyması, demokratik ulus anlayışı, örgütlü demokratik topluma dayalı demokrasi anlayışı; çok tartışılmaktadır. PKK şu anda dünyanın en tecrübeli sosyalist partilerindendir. Özellikle çok zorlu bir coğrafyada faşist otoriter bir devlete karşı mücadele verdiğinden tecrübesi de kapsamlı ve derin karakterdedir. Bu coğrafyada despotik zalim devletler karşısında ya yıkılır ya da onlar karşısında ayakta kalınarak her gün daha da güçlenilir. PKK de, devletçi ve faşist karakteriyle Ortadoğu?da en önde olan Türk devletine karşı yürüttüğü büyük mücadelesiyle tüm dünyanın dikkatini üzerine çektiği gibi böyle bir mücadele ve savaşta ayakta kalarak Ortadoğu?nun, dünyanın ideolojik ve politik olarak en tecrübeli, en birikimli partisi konumuna gelmiştir. Grup aşamasını da eklersek 45 yıldır çok büyük bir mücadele yürüten PKK nasıl oldu da ayakta kaldı? PKK?yi ayakta tutan etkenler nelerdir? PKK neden güçlüdür? PKK neden tüm saldırılara rağmen yıkılmıyor? Bunları anlamak çok çok önemli. Bu açıdan PKK?nin kuruluş aşamasını çok iyi bilmek gerekiyor. PKK nasıl kuruldu, nasıl örgütlendi ve gelişti, ağır saldırılar karşısında PKK yi ayakta tutan temel etkenler nelerdir? Dünyada birçok sosyalist hareket, parti dağılırken PKK neden reel sosyalizmin yıkılışından sonra da büyümeye devam etti ve bugün dünyanın en çarpıcı, en devrimci ve herkesin öğrenmeye çalıştığı bir parti haline geldi? PKK?nin 41. parti yılında bu gerçekleri öğrenmek çok çok önemlidir. Önder Apo; PKK?nin resmi kuruluşunu 27 Kasım 1978 olarak sunup aynı zaman da, 1973?teki Çubuk Barajını esas alan bir tarihi yaklaşımı da esas gösterir. Ve bu 5 yılın da çok çok önemli olduğunu ortaya koyar. 1978?de 1. Kongreyle kuruluşu resmi olarak ilan edilmiştir. Programı, tüzüğü ve kongresiyle bir parti haline gelmiştir. Ama böyle bir partinin kuruluşuna zemin olan 5 yıllık tarih vardır. 5 yıllık büyük bir mücadele vardır. Resmi kuruluşuyla birlikte çok güçlü bir biçimde ortaya çıkmışsa bunu sağlatan arkasındaki 5 yıllık tarihtir. 20 kişi bir araya gelip bir parti kurabilir. Ama bu kuruluşuyla birlikte partiyi hemen güçlü hale getirmez. PKK ise 1978?de kuruluşuyla birlikte güçlü bir parti olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Belki hemen ilan edilmemiştir ama ilan yapıldığı andan itibaren tüm dostların da düşmanların da dikkatini çeken bir parti olmuştur, izlenmiştir, takip edilmiştir. Düşmanı olan sömürgeci Türk devleti bu partiyi ezmek isterken, dostları ise bu partinin çarpıcı mücadelesini dikkatle takip etmişlerdir. Özellikle Kürt halkı, toplumu bu partinin kuruluşunu heyecanla karşıladığı gibi bu partinin geleceğinin ne olacağını çok merak etmiştir. Çünkü Türk devleti yüz yıla yakındır, kuruluşundan bugüne kadar karşısına çıkan tüm muhalifleri ezmiştir. Hem Kürt hareketlerini ezmiştir hem de Türkiye?de gelişen devrimci demokratik sosyalist hareketleri ezmiştir. Bu bakımdan bu hareketin ömrü ne kadar olacaktır, nasıl sonuçlanacaktır; dost-düşman herkesin merak ettiği konu olmuştur. PKK?nin resmi kuruluşu 27 Kasım 1978?de Lice?nin Fis köyünde 22 kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Önder Apo ve 21 arkadaşın katılımıyla kuruluş kongresi yapılmıştır. Kongrenin Amed/Fis?te gerçekleşmesi de önemlidir. Kürdistan?ın paytaxtı denen şehirdir Amed. Yine Şeyh Sait direnişinin yoğunlaştığı alanlardandır. Bu açıdan kuruluşunun yeri de sömürgeciliğe karşı tarihi bir cevap olmaktadır. Apocu grup Türkiye?nin paytaxtı olan Ankara?da ortaya çıkmış, partileşmesini de Kürdistan?ın paytaxtı Amed?te gerçekleştirmiştir. 1970?li yıllar Türkiye?de siyasal mücadelenin çok yoğun geçtiği yıllardır. Özellikle 12 Mart askeri darbesinde katledilen Mahir Çayan ve arkadaşları, idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, katledilen İbrahim Kaypakkaya Türkiye ve Kürdistan gençliği üzerinde sarsıcı etkilerde bulunmuştur. Bu ortamda Türkiye?de gençlik hareketi, işçilerin hareketi, memurların hareketi gelişmiş, tüm toplumsal kesimler kendilerini örgütlü hale getirmişlerdir. Kürtler de bu ortamda hem dünyadaki hem de bölgedeki siyasal gelişmelerin yoğun yaşandığı bir ortamda çeşitli örgütlenmelere gitmişlerdir ama bu örgütlenmelerin hiç birisi PKK gibi Kürdistan?daki sömürgeciliğe karşı direnecek, düşmanı geriletecek bir zihniyet ve karakterde değildir. Sömürgeci Türk devletinin zulüm, baskı ve saldırıları altında iradesi kırılmış Kürt egemen sınıflarının çocuklarının oluşturduğu gruplardır. PKK ise bir köylü çocuğu olan Önder Apo?nun önderliğinde tarih sahnesine çıkmıştır. Kürdistan tarihinde hep ağalar, beyler, egemen sınıflar siyasal yaşamda etkin olmuşlardır. Duruşları da daha çok işbirlikçidir. İlk defa Önder Apo?yla, PKK?yle Kürdistan?da halk güçleri tarih sahnesine çıkmıştır. Halk güçleri siyasal mücadelede yer almışlardır. PKK?nin çarpıcılığı, yarattığı değerler, her türlü saldırı karşısında ayakta kalması önemli bir durumdur. Ama bu önemli durumun en çarpıcı yanı da bir ilke sahne olmasıdır. O da; Kürdistan tarihinde halk güçleri ilk defa Kürt ve Kürdistan adına tarih sahnesine çıkıyor, siyaset yapıyor ve mücadele ediyor. Önder Apo egemen sınıfların etkisindeki Kürt tarihini, siyasal ve sosyal yaşamını geride bırakarak Kürt halkının çocuklarının damga vurduğu yeni bir toplumsal, siyasal ve kültürel yaşam gerçeği ortaya çıkarmıştır. Kürtler üzerinde baskı ve zulüm kuran güçlere karşı halkı örgütleyerek ve gücünü açığa çıkararak mücadele etme geleneğini başlatmıştır. Bu bakımdan da PKK tarihinin öğrenilmesi ve anlaşılması çok önemlidir.

Partilerin tanımı var; partiler toplumsal kesimlerin, siyasal eğilimlerin kendisini örgütleyerek iktidar mücadelesi verdikleri platform olarak değerlendirilir. Eskiden partiler esas olarak iktidar amaçlı örgütlenirlerdi.

Bu açıdan tarih boyu iktidar amaçlı bütün örgütlenmeler objektif olarak parti rolü oynamışlardır. Çeşitli sosyal ve siyasal eğilimler örgütlenerek iktidar olmak istemişlerdir. Ya da iktidar içinde çeşitli klikler haline gelmişlerdir. Tarih boyu tüm tarikatlar, saray içindeki hizipler, iktidar mücadelesi veren her kesim kendisini bir parti gibi örgütlemiştir. Programları, hedefleri, mücadele araçları ve kullandıkları yol ve yöntemleri vardır. Modern partilerin kapitalizmin gelişmesiyle birlikte tarih sahnesine çıktığı bilinmektedir. İngiltere?de muhafazakar, liberal ve işçi partisi ilk modern partiler olarak bilinir. Daha sonra da Avrupa?da yine sol olan işçi partiler ve muhafazakar ya da liberal partiler kurulmuşlardır. Marks ve Engels 19. yüzyılın ortalarında sosyalizmin teori ve ideolojisini ortaya koyduktan sonra Avrupa?da sosyalist partiler kurulmuştur. Önceden sosyalist partiler, sosyal demokrat adını almışlardı. Daha sonra 1. Dünya Savaşı başlamadan önce 1912?de gerçekleşen Basel Konferansında çıkacak olası savaşta sosyalistler kendi burjuvalarının, kendi devletlerinin yanında mı yer alacaklar yoksa savaşa tümüyle karşı mı çıkacaklar, konusu yoğun biçimde tartışılıyor. Bu konuda yaşanan karşıtlıklar, anlaşmazlıklar sonucu konferansta sosyal demokratların çoğunluğu oportünist davranarak kendi burjuvalarının yanında yer aldıkları için savaşa tümüyle karşı çıkarlar ve kendilerine komünist parti diyerek onlardan farklılıklarını ortaya koymuşlardır. Daha sonra da çeşitli sınıf ve tabakalara ait birçok parti her yerde kurulmuştur. 20. yüzyılda toplumsal kesimlerin, siyasal eğilimlerin örgütlenerek parti haline geldiği, iktidar mücadelesi verdiği görülür. Bu yönüyle siyasal mücadele vermek için partiye ihtiyaç olduğu vurgusu 20. yüzyılda çok fazladır. Özellikle Lenin?in parti açısından çok önemli değerlendirmeleri vardır. Özellikle devrimci hareketlerin nasıl bir parti olmaları gerektiğini, hangi partinin ancak devrim gerçekleştirebileceğini Lenin kitaplarında kapsamlı olarak ortaya koyar. Böyle bir partinin en somut ifadesi olarak da Bolşevik Partisini gösterir. Bolşevik Partisinin bir devrim partisi, devrim yapacak parti olarak örgütlendiğini vurgular. Bu açıdan devrimciler ve sosyalistler 20. yüzyılda partiye çok önem vermişlerdir. Ama bu partiler de esas olarak iktidar odaklı, devleti hedefleyen partiler olarak tarih sahnesine çıkmışlardır. Bu hedef için  siyasal mücadele veren tüm eğilimler, örgütler ve toplumsal hareketler de esas olarak kendilerini parti olarak örgütlemişlerdir. Bu açıdan Apocu grup da önemli bir gelişme sağlayıp, gençlik, toplum, emekçiler ve bir bütün olarak Kürt halkı içinde önemli bir sempatizan desteği bulup, yoksul Kürt halkı Apoculara yönelik ciddi bir eğilim gösterince bu durumun artık grup olarak yürütülemeyeceği ve yönlendiremeyeceği gerçeği ortaya çıkmıştır. Önder Apo özellikle Haki Karer?in katledilmesinden sonra mücadelenin yeni bir boyuta taşındığını görmüştür. Bu açıdan Haki arkadaşın şehadetine bir partileşme ile cevap vermek istenmiştir. Bir gençlik hareketi olarak ortaya çıkan Apocular ilk önce bir gençlik örgütü kurmayı hedeflemişti. Ancak Kürdistan?da Kürt halkının sorunlarına, mevcut sömürgeci güçlere bir gençlik hareketiyle cevap verilemeyeceğini, Türk devleti gibi baskıcı, sömürgeci, katliamcı, en ufak muhalefet üzerine şiddetle giden bir devlete karşı ancak örgütlü, disiplinli, ideolojik ve örgütsel öncülük yapacak bir partiyle mücadele edilebileceği kararına varılmıştır. O dönemde dünyada sol içinde, özellikle de ulusal kurtuluş mücadelesi veren ülkelerde partiyle mi, cepheyle mi, orduyla mı mücadele yürütülmeli biçiminde tartışmalar vardır. Bu tartışmalar Türkiye?de de yapılmıştır. Mahirler parti, cephe olarak(THKP-C) kurulmuşlardır. Denizlerinki ordu(THKO) biçiminde kurulmuştur. İbrahim Kaypakkaya?nın kurduğu TİKKO da ilk önce ordu biçiminde tarih sahnesine çıkmıştır. Bu tartışmalar biraz da şöyle yürümüştür. Kapitalizmin şu kadar, işçi sınıfının şu kadar geliştiği yerde partiyle mücadele etmek gerekir, toplumsal ayrışmaların net olmadığı, Afrika gibi sınıfların yeni oluştuğu ve farklı yurtsever toplumsal kesimlerin de bulunduğu yerde cepheyle mücadele başlamalı gibi değerlendirmeler yapılmıştır. Küba Devriminde esas olarak ordu rol oynamıştı. Bu nedenle ordu örgütlenmesiyle de mücadele edilebileceği görüşünü ileri sürenler de vardı. Apocu grubun partiyi tercih etmesinin önemli bir nedeni Kürdistan?da Kürt toplumu adına düşüncenin olmadığı, Kürdistan?daki düşüncenin de yaşamın da örgütlenmenin de tümüyle sömürgecilere hizmet ettiği, bu açıdan en başta da Kürt toplumunda düşünce düzeyinde gelişmenin yaratılması, ideolojik hakimiyetin sağlanması ihtiyacının duyulmasıdır.  Kürt toplumu içinde işbirlikçi egemenler etkisindeki düşüncelerin kırılması ve Kürt?e ait düşünce yaşamının ortaya çıkarılmasının önemi parti kuruluş kararına götürmüştür. Bu yönüyle de Kürt toplumunun kendi çıkarlarını, kendi amaçlarını gördüğü, kendisi için mücadele edebileceği bir düşünsel ve ideolojik-teorik yapının ortaya konulması ve bunun etrafında mücadele edilmesinin gerekli olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle de Kürdistan?daki mevcut toplumsal yapıyı mücadeleye sevk etmenin ancak ideolojik örgütsel öncülüğün yapılacağı partiyle olacağı, bunun dışındaki cephe, ordu yaklaşımlarının Kürt halkını ayağa kaldıramayacağını, Kürt?ü kendisi için mücadele edebileceği hale getiremeyeceği düşünülerek parti tercihinde bulunulmuştur. Parti tercihinde bulunulması esas olarak bu etkenlerden kaynaklıdır. Kuşkusuz o dönemde hareketimiz açısından örnek alınan ve çok önemli görülen Vietnam ulusal kurtuluş mücadelesi Vietnam İşçi Partisi tarafından yürütülmüştür. Ho Şi Minh liderliğindeki Vietnam İşçi Partisinin Vietnam?daki mücadelesi Apocu grup açısından çarpıcı gelmiştir. 1978 yılına girildiğinde PKK ideolojik mücadeleyle, kazandığı aydın gençlikle önemli bir kadro potansiyeli açığa çıkarmıştı. Profesyonel katılım artmıştı. Birçok genç, kadro haline gelmişti. Apocu grup gençliği önemli düzeyde etkilemişti. Gençlik içinde tamamen profesyonelce gruba katılan, yaşamını tamamen bu mücadele için verecek önemli bir birikim oluşmuştu. Öte yandan 78 yılına gelindiğinde, özellikle 76 ve 77 yılında yürütülen mücadeleler grubun Kürdistan?daki toplumsal tabanını önemli düzeyde genişletmişti. Özellikle Antep, Urfa, Batman, Dersim, Amed başta olmak üzere gençlik içinde önemli bir potansiyel ortaya çıktığı gibi halk içinde de önemli etkisi gelişmişti. Haki Karer?in şehadetinden sonra ajanlaşmış yapı ve kurumlara karşı devrimci şiddet taktiği devreye konulurken, diğer yandan da Önder Apo parti program taslağı hazırlama çalışmaları yürütmüştür. Haki Karer?in şehadetine partileşme adımıyla cevap verme kararı ortaya çıkmıştır. Önder APO; ?bu şehadetle birlikte bu davanın büyük şehitleri vardır, bu mücadele mutlaka bu şehadete dayanarak hamle yapmalıdır?, yaklaşımını ortaya koymuş; 77?in sonunda bir parti taslağı hazırlamıştır. 1978 yılında PKK yüzbinlerle ifade edilebilecek kitleye sahip bir hareket haline gelmiştir. Önder Apo artık bu gelişmenin grup örgütlenmesiyle yürütülemeyeceğini görmüştür. Bu açıdan bir taraftan program taslağı hazırlığı kadroların tartışmasına açılırken, diğer taraftan da grubun daha örgütsel hale gelmesi, giderek iş bölümü yapması çerçevesinde toplantılar gelişmiştir. 77 ve 78?de partileşme sürecine adım adım giden toplantılar olmuştur. 78 baharında böyle bir toplantı Amed?te gerçekleşmiştir. Tam bu çalışmaların olduğu sırada, 1978 18 Ma yıs?ında Haki arkadaşın şehadetinin yıl dönümünde afişler asılırken devletin çetesi durumundaki Süleymanlar aşiretinin saldırısıyla Çavuş kod adlı Halil Çavgun katledilmiştir. Halil Çavgun?un katledilmesi de mücadelede bir dönüm noktasıdır. O güne kadar ajanlaşmış yapı ve kurumlara karşı mücadele taktiği, faşistlere karşı mücadele yürütülürken grubun karşısına devlet destekli çeşitli aşiretler, toplumsal kesimler çıkarılmıştır. Hilvan?daki direniş artık mücadelenin çok boyutlu hale geldiğini, ancak bunun partileşme temelinde yürütülebileceğini bir daha gözler önüne serdi. Hilvan direnişinin sürmesi, Hilvan?da Halil Çavgun arkadaşı katledenlerin devlete dayanmalarına rağmen kısa sürede hareketimiz tarafından, Apocular tarafından etkisiz hale getirilmesi, Urfa gibi ağalığın, beyliğin etkili olduğu, otoritelerin güçlü olduğu bir yerde çok büyük sarsıntı yarattı. Urfa?daki halkın, köylülerin PKK?ye sempatisi çok güçlü hale geldi. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Süleymanlar aşiretinin teslim olmasıyla birlikte Urfa?da en etkili siyasi güç, otorite PKK oldu. PKK, Apocu grup oldu ve Hilvan direnişinin etkisi bütün Kürdistan?a yayıldı. Köylüleri, emekçileri, gençliği heyecanlandırdı. Kürdistan?da artık ağaların, beylerin etkisi dışında bir halk gücünün ortaya çıkma gerçeği yaşandı. Bu durum Apocu hareketi daha da genişletti, büyüttü. Bu ortamda 27 Kasım?da partinin kuruluşu gerçekleşti. Önceden Önder Apo programı ve tüzüğü hazırlamıştı, öte yandan Kürdistan Devriminin Yolu da bu dönemde hazırlanmıştı. Kürdistan Devriminin Yolu zaten programın genişletilmiş haliydi. Programın açılımını ifade ediyordu. Bu yönüyle parti kuruluşunda güçlü bir toplumsal temele sahip olduğu gibi, aynı zamanda güçlü bir ideolojik teorik temel üzerinde kuruldu. Kürdistan, düşman, Ortadoğu ve dünya gerçeğinin doğru değerlendirilmesi üzerine parti şekillendi. Bir parti kurulacak kadar kadro oluşmuştu. Kitle tabanı ise artık bir parti ile yürütülebilecek düzeyde genişlemişti. Kürdistan?da boydan boya Apocu grubun etkisi gelişmişti. Botan dışında hemen hemen Kürdistan?ın her yerine girilmişti. Halk hareketi olarak hem emekçilerin olduğu yerde güçlü hale gelmişti hem de ağaların, beylerin baskısı altında halkın bunaldığı yerlerde ve aydın gençliğin yoğun olduğu alanlarda PKK güçlü hale gelmişti. Kürdistan?da işçilerin en yoğun olduğu yer Batman?dır, Ceylanpınar?dır. Buralarda PKK çok etkili bir siyasi ve toplumsal güç haline geldi. Böylelikle çok genişleyen toplumsal tabana, mücadele gerçeğine cevap verecek, bunu yönetecek ve yönlendirecek, öncülük yapacak parti 1978 27 Kasım?ında kurulmuş oldu. Partinin kuruluşu aynı zamanda devlete de meydan okumaydı. Artık parti kurulmuştur, bir savaşa, mücadeleye öncülük edecektir. Partinin kuruluşu doğrudan bu anlama geliyordu. Önceden de Apocu grup devlet için tehdit haline gelmişti. Devlet Haki Karer?in katledilmesiyle Apocu grubu ciddiye aldığını göstermişti. Ancak Apocu grup Haki?nin katledilmesiyle birlikte bırakalım durdurulmayı daha da gelişmişti. Devletin derinliklerinde Apocu hareketin durdurulması düşüncesi gelişmişti ama Apocular Kürt halkı için öyle bir ideolojik çizgi ortaya koymuşlardı ki, bu çizgi gençliği, işçileri, köylüleri ve kadınları fazlasıyla etkiliyor, hiçbir idari ve polisiye tedbir, saldırı bu hareketi durduramıyordu. Hilvan?da 78?de Halil Çavgun?ın katledilmesiyle bu gelişmeler durdurulmak istendi, ancak bu da sonuç vermedi. Aksine gelişmeleri daha da hızlandırdı. Bu gerçeklik Apocu grubun, Önder Apo?nun önderliğinde yürütülen mücadelenin Kürdistan toplumunun ihtiyaçlarına cevap verdiğini gösteriyordu. Kürdistan toplumunun özlediği, beklediği bir çıkış gerçekleşmişti. Bu kadar hızlı biçimde gelişmesi; toplumsal, siyasal ve kültürel sorunlara, baskı ve zulüm karşısında özgürlük ve demokrasi özlemlerine cevap vermesinden ileri gelmektedir. Bu nedenle de bizlerin bile bu beklemediği düzeyde gelişmeler ortaya çıkmıştır. Önder Apo başından itibaren büyük bir inançla ve çabayla bu mücadeleyi geliştirmiştir. Bir halk isterse, karar kılarsa önündeki her türlü engeli aşacağını, söylemiştir. Böyle bir duyguyla, düşünceyle, tarz ve tempoyla mücadeleyi büyütmüş, arkadaşlarına da bu inancı vermiştir. Bu inancı Kürt gençliğine, tüm topluma aşılayan bir Apocu grup gerçeği ortaya çıkmıştır. Nitekim durdurulamayan bu güce her güç kendine göre isimler takmıştır. Gelişme öyle yüksek düzeyde yoğun olmuştur ki, artık Apocular efsane gibi dilden dile dolaşmaya başlamıştır. Hatta Apocuların gücünden öte toplumun içinde Apocuların etkisi ve gücü kendisini göstermiştir. PKK işte bu koşullarda kurulmuştur. Bu aslında Kürt halkının kendi zayıflığını Apocularda giderme, kendi zayıflığını PKK?de giderme gerçeği olarak karşımıza çıkmıştır. Partinin kuruluşu önemli bir adım olmuştur. Bu süreç aynı zamanda Kürdistan ve Türkiye?de toplumsal mücadelenin geliştiği süreçtir. Partinin kuruluşundan bir ay kadar sonra Maraş?ta katliam gerçekleştirilmiştir. Maraş katliamı aslında Kürdistan?da ve Türkiye?de gelişen özgürlük ve demokrasi mücadelesinin, demokratik devrim ve sosyalizm mücadelesinin gelişmesi karşısında bir müdahaleyi ifade etmektedir. Maraş katliamı esas olarak Kürdistan coğrafyası olan bir yerde gerçekleşmişti. Ama Güneybatı aynı zamanda Şark Islahat planından bu yana Kürtlüğün yok edilerek bu alanların tümden Türkleşmesini hedefleyen bir politikaya maruz kalmıştır.

              Yazının devamı KOMÜNAR 74/PKK PDF?tedir? 

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.